10 Nisan 2016 Pazar

YIKIMLARIM'IN ÖZETİ

Daha 4 senelik evliydik, arkadaş askere giderken bir sapıttı. Bunalımlara girdi. İş yerindeki meslektaşına aşık olduğunu söyledi. Falan filan.
Peşini bırakmadım, kayınvalidem de destek oldu. Sonrasında askere gitti gününü gördü ve bir şekilde atlattık. Hiç olmamış gibi devam ettik.
İki sene sonra tekrar aynı konu patlak verdi. Hem de ben işsiz kalmışken. Evde 4 yada 5 aydır oturuyordum, bir şeyler yapıyordum ama para getirmiyordu. Aslında işsizken yaptığım o işe devam etseydim şu an paraya para demiyordum:) Ama arkadaş destek olmadı bana, iş bulmam için her gün kafamın etini yedi. Bütün hevesimi kaçırdı, iş ilişkilerimde ilerlememe psikolojik olarak engel oldu. O'na sorsanız sen istiyorsan yapsaydın ben ne yaptım diyebilir şimdi. Ama beni anlayan anladı. Hele de böyle koca geçmişi olanlar daha iyi anladı. Neyse ben iş ararken boşanmak istedi. İşsizim iş bulayım, ne olur yapma dedim. Yok söz dinletemedim. Peşinden koştum, yuvamı kurtarmak için her şeyi yaptım. Falcıya bile gittim. Falcıdan aklımda kalan tek şey, sakın yuvanı bozma ne gerekiyorsa yap, ileride istediğini alacaksın. Ama şimdi ayrılırsan sen çökersin, yıkılırsın toplayamazsın dedi.
E zaten manzaraya bakın, iş yok, ev-araba zaten yok, kira ödüyorum. Tutunacak bir dalım, umut olacak çocuklarım yok. Nitekim köprüden atlamamak için her şeyi denedim. Olmadı, evden gitti. Ailem geldi yanıma bir süre. Sonra bir baktım iki blok ötede ev tutmuş.Neyse, olaylar olaylar.. Ailem istemedi yakınlarımda O'nu. Kimin ailesi ister ki. Deli mi ne , ne diye benim muhitime geliyorsun,sorarlar adama.
Neyse şans eseri gazete ilanından halen çalıştığım işi buldum. Özelliklerimin kat ve kat altında. ama yapacak bir şey yok. Hemen başladım. Bu arkadaş yakınıma taşındıktan sonra tabi canı sıkılmaya başladı. Geri döndüğü kapıda da istediğini bulamadı herhalde tekrar iletişim kurmaya başladı. İstemedim, bayağı mücadele ettim. Boşanma davası açmıştık. O gün adliyeye gitmeden önce buluşmak istedi. Buluştuk. Gidemedik adliyeye. Neyse , tekrar barışmalar, eskiyi unutup öne bakmalar falan filan.. Sonra mı ne oldu? Sonraki yıllarımız oturaklı geçti, hatta güzel, mutlu anılarla dolu. Bu olaydan 4 sene sonra hamile kaldım. Hemen güvenemedim, O'da güvenemedi herhalde kendine.4 sene ve çocuklar doğduktan sonraki 2 sene çok güzel geçti.
Sonra çocuklar büyümeye başlayınca, hastalıklar, uykusuzluklar, ağlamalar.. Bu arkadaş bunalıma girdi yine. Hatta 23 Nisan her yer tatil bizim çalışmayı sevmeyen, iş yerindeki herkesten nefret ettiğini söyleyip, sürekli kötü konuşan arkadaşın o gün çalışası geldi.Ben de aldım kayınvalide, görümce cümbür cemaat pikniğe gittim. Orada durumu konuştum. Annesi haklı olarak ne olur mücadele et, yuvanı kurtar, iki çocuğun var dedi. Ben de , bak gözümüzün önünde kızın var, 6 aylık çocukla bıraktı kocasını, oğlunuz da aynı dedim. O yüzden beni seviyorsanız bana mücadele et demeyin dedim. Ve konuyu kapattık. Sonraki günler işlemlere başladık. Ama bu iş bedelsiz olmaz dedim kendi kendime. Kendimi ve çocuklarımı ne kadar güvenceye aldırabiliyorsam aldırdım. Elimden geleni yaptım.Ve nitekim aslında gitmek isteyen O görünse de ben O'nu bıraktım...

6 Nisan 2016 Çarşamba

KABUK

Kabuğuma çekildim, ikizlerimle....
Yalnızlığı iyice içime çekiyorum, sindiriyorum, kendimi dinliyorum...
Çocuklarımı daha çok anlamaya çalışıyor onlarla daha çok vakit geçiriyorum.
Kıştan çıkıp Bahar'ı karşılıyorum.
İçimde buruk bir hayatın kırıntıları var.
Ve ağzımda hep acı bir tat..
Bir yanım eksik, yüreğim yarım..
Hayat neşe vermiyor, bir tek çocuklar ve bazen iş.
Tutunacak dallarım bunlar.
Her gün aynıya uyanıyorum.
İçimde yaşam kıpırtıları yok.
Bazen böyle bir hayatı niye yaşıyoruz ki diyorum.
Boş geliyor herşey. Anlamsız.
Nitekim mutsuzum.
Geçen sene ki coşku yok içimde artık.
Boşver gitsin!!!
Yeni felsefem.
Herşeyi boşveriyorum.
Anlamı olmadığı için hayatın, hayatla ilgili hiçbirşey yapasım yok...
Boşluktayım.
Sabahlara artık heyecanla kalkmıyorum.
Yaşama sevincimi ne mi götürdü?
İnsanlar...

28 Şubat 2016 Pazar

PAZAR AÇIK BÜFE KAHVALTILARI

Pazar günü ne demek?
Kahvaltı demek?
Artık bana pek kahvaltıyı ifade etmiyor gerçi.
Benim için Pazar günü, sabah spor yapmak, deniz kıyısında oturmak gibi, sakin yalnız başıma kafa dinlediğim bir gün.Eski pazarların yorgunluğunu hala atamadım zira..
Balkonda oturuyorum sabah ve siteden çıkan arabalara bakıyorum.
Tüm aile, maaile..
Açık büfe kahvaltı yapılan mekanlara gidiyor %80'i.
Ne zaman oldu bu moda, ne zaman değiştik diye düşündüm.
Sanki bunları daha önce yapmamışım gibi.Yaptım tabi, hem de en alasını .
Sanki yapmazsan sosyal hayattan puanın düşecek gibi.
Ne kadar gerizekalıcaymış:)
Hatta ayrıldıktan sonra haftasonu yaptığımız bu programlar için ağlamıştım bir de. Salak kız işte. Hayatı kendi istediğin gibi değil de başkası istediği için yaşarsan böyle olur işte. Bu şeyleri birşey sanıyorsun, mutlu olduğunu sanma haliymiş meğer.
Düşünüyorum da. Benim için haftasonları tam bir işkenceymiş.

  • Erken kalk.
  • Çocuklar uyanmadan dışarı çıkma hazırlıklarına başla. Duş, ütü, saç yapma, çocuk çantası hazırla. O uyusun.
  • Çocuklar kalksın. Çiş-kaka-kıyafet giydirme falan filan.
Sabah aldığın duş, fönlediğin saçlar hoop çöpte.
Kan ter içindesindir, birşey unutmamak için de evin için de oradan oraya atmaca misali uçarsın. O nerde mi?
Pek yardımcı olduğu söylenemezdi, hemen sinirlendiği için de hepsini kendim halletmeye çalışırdım.
Zavallı üçlü koltuğum...Çok özledi o güzel kıçı:)
Aman sorun çıkmasın, aman şimdi çocuklar sakin olsun da hemen çıkalım da kızmasın, tepesi atmasın.Aman mutsuz olmasın.
Saaaaalak  saaalak .. Daha ne diyeyim kendime.

Pazar kahvaltısı böyle olmalı bence:)


25 Şubat 2016 Perşembe

YALNIZ MI YATIYORUM !!!

Bunalımlı günlerimdeyim. Sorgulamalarım arttı. Çok kendi başıma kaldım bu dönemde. İyi geldi bir bakımdan. Uzaktan izledim insanları. Uzak kalınca gerçek değillerse hemen nasıl uzaklaştıklarını gördüm etrafımdan. Kaç yaşındayım hala insanlara hayret edebiliyorum.
Hala öfkemi kontrol edemediğim zamanlar oluyor. Telefonu alıp döşemelerim çok azaldı gerçi ama. Üç aydır semptom yoktu mesela. Ama dün akşam ikizlerimden birinin bir cümlesi beni yıktı geçirdi. Saldıracak yer aradım Ex'e. Bu sorulara cevap vermek, çocuklarımın kafasında gereksiz analizler yapmasına sebep olacak bu durumları yaşattığı için. Saçmada olsa O'nu suçlayacak bir konu bulup çıldırttım.

Biliyorsunuz, haftada iki gece iş çıkış gelip, çocukları uyutup arkasından gidiyor bu beyimiz. Baktığınızda, evet çocuklar babadan kopmamış oluyor, böylece evde kalmayan bir baba faktörü var çocukların kafasında. Hiç yoktan iyidir diye düşünüyorum. Böyle diyorum çünkü babamı küçük yaşta kaybettiğimden, benim yaşadığım o yokluğu hiç yoktan yaşamayacaklar. Kimine göre doğru kimine göre yanlış olabilir bu varsayımım tabi.

Ben ikizlerinde bu işi böyle anladıklarını sanıyordum. Yanılmışım.

Geçenlerde bir tanesi , "biz uyuduktan sonra siz baba ile içeride sinemamı izleyeceksiniz" diye sordu. Enteresan geldi , "hayır nereden çıktı, baba uyutup gidecek sizi" dedim. Daha fazla açıklama yapmadım.
Akşamda diğer ikiz "Anne, baba gittikten sonra sen yalnız mı yatıyorsun"
"Evet" dedim.
"Peki üzülmüyor musun, yalnız yattığın için"
Bir yutkundum.
"Siz zaten gece pıtır pıtır yanıma geliyorsunuz, hiç yalnız kalmıyorum ki" dedim.

Yavrucuğum bunu düşünmüş, neden-sonuç ilişkisi kurmuş, yorumlamış, üzülüyor muyum diye sorgulamış bir de vesaire vesaire..

Cuk oturdu kalbime  cümlesi. Annesini düşünürmüş te küçük meleğim, O'nun için üzülürmüş te.
Çok acayip oldum.
İşte böyle zamanlarda, tüm bunlara değer miydi diyorum. Hayatını istediğin gibi yaşayacağım derken, arkanda bıraktığın kırık kalpler hele küçük iki tane kalbin  bunlarla meşgul olması, O'nlara bunu yaşatmak ... Değer miydi? Mutsuz olduğunu görüyorum. İstediğin hayatı da yaşayamıyorsun şimdi. Ve her zaman bir yarın eksik kalacak. Hiç bir zaman dolmasın diliyorum o yarım'ın.. Dışarıdan tam görünsün ama  içinden hep yarım ol. Ben dışarıdan yarım görünürken içimde iki tane koca bir tam görünüyorum. Bu bana yeter.