14 Şubat 2019 Perşembe

TATİL REZALETİ

Erken rezervasyondan ekonomik krizin ayyuka çıktığı bugünlerde yararlanalım istedim. İki senedir yapamadığımız tatili zorlayarak yapalım dedim. Ve nitekim burnumdan geldi.  İkizler ile beraber gideceğim tatil için,  rezervasyonumuzu internet üzerinden yaptım. ETS tur internet sitesi üzerinden  Asteria Kremlin Palace'a gitmeye karar verdim.

İşte rezalet bu noktada başladı.

Öncelikle ETS turdan bilinçsiz erkek bir müşteri temsilcisi beni arayarak benden muvafakatname istedi. Otel istemiş! Neden diye sorduğumda çocukların anne ve babasından bu belgeyi almam gerektiğini iletti. Ben anneleriyim dediğimde otele iletmek üzere telefonu kapattık.

1 saat sonra tekrar aradı ve otelin giriş esnasında velayet belgesini (ki kendisi vekalet dedi) görmek isteyebileceğini iletti.

"Anlayamadım" dedim. Çocukların vekaletinin  (bu noktada koptuğum için velayet bende de vekalet oldu) bende olduğunu ilettim. Vekaletnamenin özel bir şey olduğunu bunu gösteremeyeceğimi söyledim. Telefondaki erkek müşteri temsilcisi sorun çıkabileceğini iletti. Ayrıca bu "tek çocuğun" bana ait olduğunu bununla görebilecekleri gibi saçma bir şey söyledi. Ben de tek çocuk değil, ikizler dedim. Satın alma yaparken sayfada bir çocuğu yetişkin aldıklarını diğerini çocuk gösterdiğini anlattım. Bunu kendi sistemleri böyle gösteriyordu.
Neyse zorla ikiz olduklarına ikna ettim. Doğum tarihlerini söylerken normal doğum tarihi değil mi sorusu da beni benden aldı. Bir insanın birkaç doğum tarihi olduğu, birinin normal diğerlerinin anormal olduğunu da böylece öğrenmiş oldum.
Sonrasında bu beyefendi ile anlaşamayacağımı düşünerek Asteria Kremlin Palace'ı aradım. Orada görüştüğüm bayan böyle bir şey olmadığını ve özür diledi.
Akşam Ets Tur'dan callbacker müşteri temsilcisi aradı. Bayan müşteri temsilcisi konunun kendileri ile ilgili olmadığını otelin isteği olduğunu iletti. Oteldeki ilgili kişinin benim onları aramadığımı ayrıca iletmiş.

Gerçekten yalan söylemiştim!!!

Ben o kadar manyak bir insanım ki bu konuşmaların hepsini aslında uydurmuştum. İşte bu noktada ben de şalterler attı. Böyle bir terbiyesizliğe katlanmak haricinde bir de yalancı olmuştum. Velayetlerinin ben de olduğu , nufüs cüzdanlarında adımın yazdığı ikizlerimin annesi olduğumu, otele ispatlıyor olmak gücüme gitti.
Babaları aynı soyismi taşıdığı için yanına aldığı ş..r...tı ile onları tatile götürürken yaşadıkları rahatlık bir kez daha gözüme gözüme girdi. Ve anladım ki erkek egemen toplumda yaşıyoruz ve biz bekar annelerin hiçbir hakkı yok.

Çocukların soyisimleri neden babanın soyismi oluyor ya da nüfus cüzdanlarında hem annenin hem de babanın soyismi beraber yazamıyor ? Bütün gün düşündüm düşündüm. Nefretle doldum.

Yurtdışında yaşamak ile ilgili  konuştuğumda da beyin göçü  diyen, iki çocukla oralarda ne yapacaksın diyenler tek tek gözümün önüne geldi. Sanki şimdi Türkiye'de daha rahat bir hayatım varmış gibi.





16 Eylül 2018 Pazar

ŞAHANEYİM!

Yalan... Tabi ki şahane değilim. Normalim. Az önce ikizleri uyuturken bloğumu okudum. Neler yazmışım neler. Hoşuma gitti ve neden uzun zamandır yazmıyorum diye kızdım kendime.
Aslında blog yazmak ne kadar iyi geliyordu bana.
Bu sırada neler mi yaptım.İlkokul 1 de olan ikizlerimle mücadele ettim ve inanın çok zor bir sene geçirdim. Yarın ilkokul 2 başlıyor...
Ve sonra fıtığımı patlattım, ameliyat oldum.
Çok yalnızım diye böğüre böğüre ağladım. İçtim s.çtımm...
Ama hiç bir şey değişmedi.
Ben yine aynı  ben oldum. Hırslarımla projelerin peşinden koştum. Hatta ödül almak için mücadele verdim.
Şimdi döndüm de kendime baktım, asla değişmemişim.
Bloğumda yazdıklarıma bakınca.. yok kendime döndüm yok maviyi sevdim.. arayışlarım güldürdü beni.
40 senelik kadın nasıl iki günde değişsin.
Sonra dedim ben hep böyleydim, başkası sevmedi diye niye o başkalarının kalıbına gireyim.
Koy g.t.ne gitsin dedim.
Kendim neysem onu yaşadım, yaşıyorum. Hem ağlıyorum hem de gülüyorum. Aşık olmak için gözlerimi dört açıyorum.
Mutlu olmak için dost edinmeye çalışıyorum. Ve şükrediyorum çalışıyorum diye...



19 Şubat 2018 Pazartesi

ÖFKE KONTROLÜ

Biz annelerin hele de bekar annelerin yaşadığı en büyük vicdani sorumluluk, öfke kontrolüdür.
Çocukları büyütürken kimse demedi bize, kendinizi hep kontrol etmek zorunda olduğumuzu!
Sesimizin yükselmemesi, kızgın görünmememiz gerektiğini ... Bırakın, "dayak cennetten çıkma" dendi. Popoya bir şaplak,  sonrasında "ben senin annenim&babanım yavrum, hem severim hem döverim de"... vs.
Bunların böyle olmadığını, kızgın olmanın, öfkeli olmanın ve en önemlisi vurmanın yanlış olduğunu deneyimleyip öğrendik. Kendimizden biliyoruz.  Yaşadığımız bunalımlardan, özgüven sorunlarından.. Çocuğunuzun böyle mi olmasını istiyorsunuz?
Eskiler vicdanlarını bu atasözleri ile rahatlatırken, biz arafta kalan anne ve babalar maalesef akıl yoluyla çözümler bulmaya çalışıyoruz. İşte burada en önemlisi öfke kontrolü. Hele de bekar bir anne iseniz, her yükün kendi üzerinizde olduğunu düşünüp,  kendi vicdanınızı rahatlatmaya çalışıyor olabilirsiniz.. Aman dikkat!! Ben de bir ara bu yanılsamaların içine düştüm.
 "Ben ne zorluklar çekiyorum, bütün gün çalışıyorum, çocukların ödevleri, ev işleri.... Ben de insanım değil mi? Ben de kızabilirim, ağlayabilirim, herşey hakkım benim..." "Ben mağdur tarafım çünkü!!!!"

Yok arkadaşım, öyle değil. Sen tekte olsan çiftte olsan çocuğuna her zaman düzgün davranacaksın. Senin çektiklerinden o sorumlu değil. Eğer çocuğuna sürekli kızarsan, çocuğun yetişkin çağında yaşayacağı problemlerden de sen sorumlusun.

19 Şubat 2017 Pazar

BLOĞUMU SEVİYORUM

Blog yazmaya başlama nedenim, ayrılık aşamasında içimdekileri döküp rahatlamaktı. Bu dünyada benim gibi ayrılık yaşayan bir çok annenin bloğuna rastlamam yalnız olmadığımı hissettiriyordu bana.
Hatta yorumlar geldiğinde mutluluktan havalara uçuyordum. Değer görüyordum ve yalnız değildim. Başıma gelenler birçok insanın başına gelmişti ama bir şekilde herkes atlatıyordu. Ya da atlatmaya çalışıyordu.
Acılı bir anne, hele kızgın ve öfkeliyse içindeki bu duyguları çocuklara göstermeden ayakta durması gerçekten çok zor.
Bu blog benim canyoldaşım oldu.
Herkes yaşadıklarımı 2 sene sonra atlatacağımı söylüyordu. Benim de neredeyse 3 seneye yaklaşıyor.
ATLATMIYORSUN!
Sadece ALIŞIYORSUN!
Asla UNUTMUYORSUN!
Sadece daha az HATIRLIYORSUN!


Bu süre zarfında da bloğa yazmayı azaltıyorsun. Benim gibi. O dönemlerdeki bazı takip ettiğim bekar anneler blog yazmayı bıraktı ya da bloğunda yazanları sildi. Blogtan almak istediklerini aldılar ve yollarına devam ediyorlar.


Ben de yoluma devam ediyorum, tek fark loğusa sendromu gibi benim atlatmam çok uzun sürüyor. Daha az olmasına rağmen içimdeki öfke ortaya çıktığında ilki gibi hissettiriyor.
Bundan dolayı bu bloğa ihtiyacım var daha.. Ben buralardayım demek istedim sizlere.