6 Ekim 2015 Salı

KABUS

Hani uyanmak istersiniz uyanamazsınız!
Gerçekmiş gibi, içinizin en derinliklerinde sevgiyi, nefreti, bazen aşkı ve bazen de İHANETİ iliklerinize kadar hissedersiniz ya... İşte ben bu gece İHANETİN KABUSU nu gördüm.
Uyandığımda hemen Allah'a dua ettim, kurtar beni bu duygudan diye.
Uyandıktan sonra bir saat boyunca geçmedi o his. O gerçeklik hissi.
Ne kadar içime atmışım.
Atlattım sandığım ama atlatamadığım ne kadar acıtan duygular varmış.
Ne kadar çok yaralamış beni.
Ne kadar  kötüymüş o çaresizlik hissi.
O'nu unuttum, ihanetini atlattım, düzenimi kurdum dedğim noktada, gelir bir rüya altüst eder sizi iki dakikada.
Şoktayım, o hislerin yoğunluğundan, kendimi tanımamış olmamdan dolayı.
Aslında galiba içimde büyüttüğüm koca bir ur'muş bu ihanet.
O duygularla başettim, ben bu işi hallettim derken nasıl da bu kabus beni yerle bir etti.



5 Ekim 2015 Pazartesi

HUYSUZ YAVRUM

Ex şimdi gitti.
Gözleri dolu dolu gitti.
İkizlerden biri arıza çıkardı.
Ona üzüldü ve gitti.
Neden mi?
Çünkü en güçlü, en sosyal  dediğim ikizlerden biri, babasına takmış durumda.
Onu çok özlüyor, hala geri dönmesini bekliyor.
Ne yapacağımı bilmiyorum:(
Haftasonları Ex'i sevgilisiyle gördükten sonra, babasının tekrar eve dönme ihtimali olmadığını gördükçe huysuzlanıyor.
Pazar geldiğinden beri ve Pazartesi akşamına kadar herşeye ağlıyor.
"Anne ve babayı çok seviyorum" diyor ağlıyor.
"Ailem hep benim kulağıma bağırıyor" diyor ağlıyor (bağırmıyoruz tabi ki, sadece ağladığında nolur yavrum sus harap ettin kendini diyorum).
Çok üzülüyorum.
Ağlama krizleri bitmiyor.
Okulda sınıfın lideri. Genetik olarak lider bir çocuk ve sınıftaki herkese pazartesi kötü davranıyor.
Bazen şiddet uyguluyor.
Psikoloğa mı götürsem bilemiyorum.
"Yavrum bak ben üzülmüyorum, baban mutlu" diyorum.
Artık bendne hiç ama gerçekten hiç kötü söz duymuyor Ex ve sevgilisi hakkında.
Ama biraz çocuğumu tanıyorsam ben üzüzlüyorum diye, babası eve dönmeyecek diye üzüldüğünü biliyorum.
Çok duygusal ve herşeyin farkında olan, çok içli bir çocuk.
Şimdi bunları yazarken gözlerim dolu dolu.
biz bu çocuklara ne yapıyoruz?
Ne izler bırakıyoruz?
Kendi duygularımız yüzünden bu çocukların duygularıyla mı oynuyoruz.
Canım yavrum benim.
Ne olur ağlama sen, o güzel gözlerinden akan o tuzlu yaşlar var ya, zehir içmiş gibi oluyorum birtanem. Hayatımın ışıkları, hiç ışığınız solmasın...

9 Eylül 2015 Çarşamba

FIYDIR GİTSİN!

Geçen gün bir arkadaşla karşılaştım.

"Naber" dedi.

"İyim, senden naber" dedim.

"Ne olsun iş güç, koşturmaca, şimdi de kursa yetişiyorum" dedi.

"Ne kursu hayırdır" dedim.

"El sanatları, bisiklete ters binme, sırtüstü yüzme öğreniyorum" dedi.

"Hayırdır" dedim.

"Kızııım baktım olmuyoooo, etiket önemli. Bari dedim şunları öğreneyim de, ben şunu biliyoooom bunu biliyom diyeyim. Yarın öbür gün biriyle birlikte olurum. Beni arkadaşlarına anlatırken havasını atsın, Erkekler sever böyle" dedi.

"Peki ya sen" dedim.

"Ya bırak, olmuyoooo böyle.Benim mutluluğumdan kime ne ki! Bu dünya şimdi böyle" dedi.

"Kızım, sen mutlu olduğun şeyleri yap ya da bişey yapma.Sana değer veren seni hep sever zaten. hayat kısa. Başkasını memnun etmekle uğraşma.. Rahat takıl biraz.
Adam zaten seni marka için taşıyorsa, hastalandığın ilk gün kıçını dönecek, Hani tüm dişleri güzel olan atın ayağı kırılırda vururlar ya. Nerde şimdi o güzel dişlerin kıymeti...
O hesap yani" dedim.

O ne yaptı.. marka önemli marka önemli marka önemli ... dedi dedi  gitti.

Bir sal ya bırak ya ...
Acı tatlı yaşıyoruz hayatı,

Bu arada ben;
Bisiklete binemem. Tam yeteneksizim o konuda.
Yapacak bişey yok.. Elimizde bu var..


3 Eylül 2015 Perşembe

GECE GECE...

En yakınlarınızdan biri, yakın arkadaş dediğiniz, yeri geldi dost dediğiniz kişi "sizi s..ker mi"? (Çok afedersiniz).
Benim öyle dediğim kişi beni s.kti, s.kmeye de devam ediyor...

Demek ki neymiş;
Salağın önde gideniymişim,
Safın Allah'ıymışım,
Annaannem gibi yüzüme gülen herkesi iyi sanırmışım,
Uyur gezer bişeymişim işte...

Ne diyoruz peki: "Bi zzzıktırin gidin yaaa", rahatlamadınız mı daha?