16 Ağustos 2015 Pazar

HORRRRR ŞŞŞİİİIIITTT....HORLAMAM BEN!!!

Bu haftasonu çalıştım, hatta az sonra işe yine gideceğim. Yeni bir operasyon kuruluyor tüm şirkette ve bu geçiş döneminde stres + vücut ve kafa yorgunluğu beni bitirdi. Boynum bir haftadır stresten tutuk. Robot gibi dolaşıyorum. Akşam en sonunda yatağa erken girme fırsatım oldu. İkizler babaları  ile birlikteydiler. Kulaklığı taktım seçtim bir müzik.. Hooop kim horluyor yawww bu seste ne diye bir kalktım. Kendi horlamama uyandım:) "Hayatımda horladığımı bilmem!", "ben horlamam"... diyenlere inat horluyordum resmen, hemi de ayı gibi. Ve sabah kalkıp güya erkenden spora gidecektim ki çocuklardan dolayı her zaman 7:00 de kalkarım, 8:30 u geçtiğimi bilmem. Tam tamına 9:35 te uyandım. Misss.. Anlatamam .. Kendi kendine uyanmanın tadına vardım resmen. Bu saate kadar uyuduğuma göre kesin benim şalterleri birsüre kapatmam lazım. Yorulduğumu bu kadar farketmemiştim.

Bu aralar aynı bu resimdeki gibiyim. Çalışmak tabi beynime iyi geliyorda, yalnız bu yorgunlukta acayip rüyalar görmeye devam ediyor olmam da kafamda soru işareti!! Vücut aşk istiyor sanki o rüyalarda. Hoşlandığım biri var evet,değer vermek desek daha doğru olur belki. İlişki bile denmez ama gördüğüm rüyalar korkutmaya başladı beni. Bu kadar bitkin halde iken, BİLİNÇALTIMMMM  neyin peşindesin sen arkadaşım. Rahat bırak beni. Çalışıyorum ben. Bulandırma kafayı. Aşk meşk geçici. Neyse duygular ölmemiş daha demek, o kadar kazıktan sonra..

Bu arada ex geçenlerde "karımı geri istiyorum" diye geldi, anlatmamıştım galiba. Bir arar onu da yazacağım...
Bu Miss Ayıgirl çalışmalı şimdi, işe gitme vakti...

13 Ağustos 2015 Perşembe

KADIKÖY KAFELERİ

Kadıköy'ü üniversite zamanlarında çok severdim. Ama şimdi sadece midye, kokoreç yemek, biramı içmek, birazda balık pazarında gezmek için gidiyorum. Bir de yemeküstü Balyan pastanesi tabi ki:) Hele yaz günlerinde bahçesindeki keyif inanılmaz geliyor bana. İnsanı şehrin kalabalığından uzaklaştıran bir yer. Tabi orada tatlı ne yenir derseniz; "Kup Griye", hafiflik ve ferahlık veriyor resmen...Kadıköy'ü neden mi sevmiyorum artık? Kilim desenli sıra şeklindeki oturma yerleri olan kafeleri, restaurantları hiç sevmiyorum. İçim kararıyor. Ya da Kadıköy doğma büyümeli gençlerin annelerinin evinden getirdikleri koltuklarla açtıkları mekanları,kafeleri hiç mi hiç sevmiyorum. Üzerindeki yaşanmışlıklarla o koltuklara oturmak bir garip geliyor bana. Oymalı oymalı:( Ben sevmiyorum bunları işte. Kendileri gibi olmadıkları için belki de.. Hepsi birbirinin kopyası, yemekleri hizmetleri aynı.. Ama farklı olmak için birşey yaptıklarını sanıyorlar.

24 Temmuz 2015 Cuma

PAÇACIIII

Şu kısa paça modasına var ya sinir oluyorum. Yakışan yakışmayan birçok erkek giyiyor. Hele 50'sinden sonra ki,  kokoş erkekler de bir o kadar daha iğrenç duruyor. Üstüne bir de çıplak ayaklarına makosen giymiyorlar mı? E hadi anladık çorapsız olmaz o ayakkabı da. O ne öyle renkli renkli makosenler garii gibi... Üşütük bunlar diyorum ne zaman görsem. Aşağıdaki resimdekileri ise görünce tokatlamak istedim resmen. Yakışmıyor işte yakışmıyor. Hele yaşı büyüklerde hiç yakışmıyor. Giysin işte liseliler üniversitelileri zaten fotosentez yapıyorar henüz. Sizin gini koca koca adamlara noluyooo!! Iyy kıllı kıllı bacaklar! Kesin ağda bile yaptırıyordur bunlar?

4 Temmuz 2015 Cumartesi

KAHVALTIDA ÇİMSUYU ALIR MIYDINIZ?

Akşam bir bloğa denk geldim. Denk gelmem de bir blogger arkadaşın yazısını okurken gönderme yaptığı bir linki tıklamam ile oldu ve "ben nasıl  anneyim ya" dedim. Hatun kişi yurtdışında yaşıyor ve kızının bakımı ile ilgili blogta yazılar yazıyor. "Sabahları yarım çay bardağı  çim suyu".. Abur cubur dediği şey bizim günlük tükettiğimiz makarna vesselam. Bu nedir ya dedim. Böyle bir yaşama şekli var mı? Ezilmiş bademden çıkan yağ ile karışıtırlmış bal yiyen ve çimsuyu içen bir yavru var gelecekte karşımızda. Ve muhtemel kendi iradesi ile hareket etmeye başladığında mahrum kaldığı lezzetleri keşfettikçe anne-babasına kızmaz inşallah:). Bu konuyla ilgili, şöyle bir genelleme yapıyorum. Belki doğru kimine göre; belki de yanlış. Ben küçükken muz yılbaşı gecesi alınırdı. Pahalıydı ve herzaman olmazdı. Küçükken yemediğim, yiyemediğim yiyecekleri büyüyünce daha çok yyiyorum. Ve küçükken her zaman olan tarhana çorbasından neredeyse nefret ediyorum:( Tabi yemek için nefret kaba bir kelime oldu. Nimet nimettir.
Bu arada elbette çocukları abur-cubura boğmuyorum ama, arada sırada AVM ye gittiğimde hamburger menüde almıyor değilim ikizlere. Neyse aslında çocuklarının gelişimleri ile bu detayda ilgilenen anneleri gördükçe kıskanıyorum galiba onları. Bravo vallahi ne diyeyim.İdeali onlar. Herşeyi kitabına göre yapıyorlar. Ben yapamıyorum o kadar.