Biliyorum ki bu hayatta ömrüm
kısa olacak. Yaşadıklarım yaşattıklarım yaşayacaklarım kısa. Hiseediyorum ki
herşey kısa, az vakit kaldı.Bugünlerde böyle hissediyorum, sanki benim gibi bir
insan bu dünyada yapamıyor artık. Ve galiba evrene kötü mesajlar veriyorum.
6 Mayıs 2015 Çarşamba
1 Mayıs 2015 Cuma
GÜZELLLL!
Bu aralar ikizlerden birinin sinirleri bozuk. Herşeye sinirleniyor, saatlerce kıyafet problemi yaşıyorum. Onu giymem, bunu giymem..En çok duyduğum kelime de "Anne yaaaa..."
Bu nedir yaw, erken ergenlik mi?Ben böyle anneme tavırlı halimi lise yıllarımdan hatırlıyorum. Herşey bu dönemde çok mu hızlı ilerliyor? O zaman poku yedim, afedersiniz. Bunların okul zamanı ne halt edeceğiz bakalım.
Ve... bu arada; Hayatta en çok zevk aldığım şeyi de yaptım bu sabah. Erkenden kalkıp, herkes uyurken, evden tüyüp (yanlış anlaşılmasın çocukları evde yalnız bırakmıyorum, 1 mayıs nedeniyle misafirleirm var), arabayla ormana gidip, giderken de en sevdiğim müzikleri dinlemek. Orada da bir cigaraaa içip, tekrar dönmek. Kötü enerjiyi orda bırak, eve dön. Reiki zamanlarım geliyor nitekim anacım (Duyan da reiki biliyorum sanacak, Cık! bilmiyorum, sadece bir arkadaşım el verdi kendince."el vermek" neyse anlamı artık :)"
Bu nedir yaw, erken ergenlik mi?Ben böyle anneme tavırlı halimi lise yıllarımdan hatırlıyorum. Herşey bu dönemde çok mu hızlı ilerliyor? O zaman poku yedim, afedersiniz. Bunların okul zamanı ne halt edeceğiz bakalım.
Ve... bu arada; Hayatta en çok zevk aldığım şeyi de yaptım bu sabah. Erkenden kalkıp, herkes uyurken, evden tüyüp (yanlış anlaşılmasın çocukları evde yalnız bırakmıyorum, 1 mayıs nedeniyle misafirleirm var), arabayla ormana gidip, giderken de en sevdiğim müzikleri dinlemek. Orada da bir cigaraaa içip, tekrar dönmek. Kötü enerjiyi orda bırak, eve dön. Reiki zamanlarım geliyor nitekim anacım (Duyan da reiki biliyorum sanacak, Cık! bilmiyorum, sadece bir arkadaşım el verdi kendince."el vermek" neyse anlamı artık :)"
26 Nisan 2015 Pazar
ACIYORUM!
Bu "acıyorum" acımak değil, hani içi kanar ya insanın, ondan. Acıyorum. Ağzımda ekşi bir tat.
Hani "ballı lokma tatlısı aman hadi hayırlısı" nın zıt durumu. Hani eline birşey geçiceğinden değil, ya da bir beklentin olduğundan da değil. Ama karşındaki insanın yaptığı bazı şeyler acıtır ya seni. Çaresiz kalırsın. Dökülür gözünden yaşlar. İncinmişsindir.Çökertmiştir seni bir hareketle yine. Ayağa kalkarsın hemen. Ama bir gece dibe inersin, uyuyamazsın da boğazında bir yumruyla sabahlarsın. Öyle bir gece işte bu gece benim ki. Hazmettiğimi sandığım şeyleri aslında arkaya attığımın, kolay kolay da hazmedemeyeceğimi anladığım gecelerden biri. Emin olun yarın işte toparlamış olurum ama işte bu geceyi atlatmak var ya, sabaha çıkabilmek! Neyse ki çocuklarıma yansıtmadım birşeyi de yavrularım mışıl mışıl uyuyorlar. Kendi içimde ve ex'e döşediğim mesajlarla aramızda kaldı.
Nitekim dostlar konu: evliliğimin yıkılmasında payı geçen "ikinci şahsiyet" durumunu ben çok zor atlatıyorum. Hani dediler ya bana "bak göreceksin nasıl onlar olacaklar"; "Başkalarının mutluluğu üstüne mutluluk olmaz, onlar da görecekler"." Ayrılacaklar, birbirlerini sevdiklerini sanacaklar" .... Hepsi boş. Benim gördüğüm evliliğe doğru giden bir süreç. Ve tatil gününde çocuklarımla "ailecik" oynadıkları bir gündü bugün.
Burada, o söylenen lafların, böyle ilişkilerin yürümediği saftsataların nedeni biz eski eşleriz bence. Ne kadar rahat verip vermediğimize mi bağlı, olayı büyütüp büyütmediğimize mi? bilemiyorum. Biz arada olduğumuz sürece bu tip ilişkiler belki yürümüyordur. Ama şu ki; ben arada değilim, kenarda bile değilim. Hiç akıllarında bile değilim. Herkes gibi onlarda bencil hayatlarını yaşıyorlar. Yanlış mı? Valla bu devirde Makyavelist olmayan kaldı mı? Varsa da, buyrun beri gelsin o zaman.
Hani "ballı lokma tatlısı aman hadi hayırlısı" nın zıt durumu. Hani eline birşey geçiceğinden değil, ya da bir beklentin olduğundan da değil. Ama karşındaki insanın yaptığı bazı şeyler acıtır ya seni. Çaresiz kalırsın. Dökülür gözünden yaşlar. İncinmişsindir.Çökertmiştir seni bir hareketle yine. Ayağa kalkarsın hemen. Ama bir gece dibe inersin, uyuyamazsın da boğazında bir yumruyla sabahlarsın. Öyle bir gece işte bu gece benim ki. Hazmettiğimi sandığım şeyleri aslında arkaya attığımın, kolay kolay da hazmedemeyeceğimi anladığım gecelerden biri. Emin olun yarın işte toparlamış olurum ama işte bu geceyi atlatmak var ya, sabaha çıkabilmek! Neyse ki çocuklarıma yansıtmadım birşeyi de yavrularım mışıl mışıl uyuyorlar. Kendi içimde ve ex'e döşediğim mesajlarla aramızda kaldı.Nitekim dostlar konu: evliliğimin yıkılmasında payı geçen "ikinci şahsiyet" durumunu ben çok zor atlatıyorum. Hani dediler ya bana "bak göreceksin nasıl onlar olacaklar"; "Başkalarının mutluluğu üstüne mutluluk olmaz, onlar da görecekler"." Ayrılacaklar, birbirlerini sevdiklerini sanacaklar" .... Hepsi boş. Benim gördüğüm evliliğe doğru giden bir süreç. Ve tatil gününde çocuklarımla "ailecik" oynadıkları bir gündü bugün.
Burada, o söylenen lafların, böyle ilişkilerin yürümediği saftsataların nedeni biz eski eşleriz bence. Ne kadar rahat verip vermediğimize mi bağlı, olayı büyütüp büyütmediğimize mi? bilemiyorum. Biz arada olduğumuz sürece bu tip ilişkiler belki yürümüyordur. Ama şu ki; ben arada değilim, kenarda bile değilim. Hiç akıllarında bile değilim. Herkes gibi onlarda bencil hayatlarını yaşıyorlar. Yanlış mı? Valla bu devirde Makyavelist olmayan kaldı mı? Varsa da, buyrun beri gelsin o zaman.
19 Nisan 2015 Pazar
MASUMİYET
Hani Sezen Aksu'nun bir şarkısı var ya "Masum değiliz, hiçbirimiz..." Gerçekten yıllar önceki ben ile şimdiki ben'e baktığımda bazı konularda ne kadar kaşerr (afedersiniz gerçekten bu kelime dışında ne ile anlatırım bilemedim, çoğu insan için ayıp bir anlam ifade etse de bana biraz dinazorluk ifaede etmekte-eskimişiz işte..) olmuşum, olmuşuz.
Bazı olaylar, tavırlar konusunda önceden "aaa, yuh, daha neler " ifadesini artık nadiren kullanıyor, ve yargılamamayı öğreniyorum. Herşey insan için, sanki evliyken kapalı kutu ve masum bir olayın içindeymişim de, boşanınca hayatın gerçekleri ile karşılaşmışım. İyisiyle, kötüsüyle. Başka insanların hayatlarına dokunmuşum, dokunmaktayım ve empati kurabilmekteyim. Herkesin bir yaşanmışlığı, kırılmışlığı mutlu olma noktaları varmış. İyi ki kapalı kutumdan çıkmışım. Ne kadar düşüncesiz mişim meğersem, ne kadar başka hayat ve sorunlar, mutluluklar varmış ta kendi hayatımı mükemmel sanıyormuşum? Ve evliyken diğer hayatlara bakıp "yargılıyormuşum", Aslında o zamanlar masum değilmişim, şimdi görüyor ve masumiyeti öğreniyorum. Çocuklarımı izliyorum ve ne görüyorum biliyor musunuz yargılamıyorlar. Hiç bir duruma şaşırmıyorlar, şaşırmaları gerektiğini benden görünce öğreniyorlar. Aynı şekilde ahlak ile ahlaksızlığı, doğru ile yanlışı hep benim ahlaki bakış açıma göre şekilleniyor.Çok yanlış olduğunu farkettim malesef, çünkü benim değer yargılarım var. Toplum içinde varolma savaşında başkalaşmış, hiç bana uymayan davranışlar geliştirmişim. Ve bunları farkedip yeniden şekillendirmeye çalışırken, çok yoruluyorum. Ne yapamayılım çocuklarım için bilemiyorum. Söylediklerime değil de davranışlarıma daha çok dikkat ettikleri bir dönemdeler. Anne olmak çok zormuş gerçekten. Hele bir birey olarak başkalarına örnek olma kaygısının sorumluluğu. İşte ben annemi hep masum görüyorum ya, onlar da beni böyle görsünler istiyorum, beni sevsinler ve hayatlarında kötü giden bir süreçte geçmişte aile içinde yaşadıkları olaylar ve davranışlardan dolayı zorluk çekmesinler istiyorum. Kimse demesin onlara "uzan şuraya da çocukluğuna inelim" diye...
Bazı olaylar, tavırlar konusunda önceden "aaa, yuh, daha neler " ifadesini artık nadiren kullanıyor, ve yargılamamayı öğreniyorum. Herşey insan için, sanki evliyken kapalı kutu ve masum bir olayın içindeymişim de, boşanınca hayatın gerçekleri ile karşılaşmışım. İyisiyle, kötüsüyle. Başka insanların hayatlarına dokunmuşum, dokunmaktayım ve empati kurabilmekteyim. Herkesin bir yaşanmışlığı, kırılmışlığı mutlu olma noktaları varmış. İyi ki kapalı kutumdan çıkmışım. Ne kadar düşüncesiz mişim meğersem, ne kadar başka hayat ve sorunlar, mutluluklar varmış ta kendi hayatımı mükemmel sanıyormuşum? Ve evliyken diğer hayatlara bakıp "yargılıyormuşum", Aslında o zamanlar masum değilmişim, şimdi görüyor ve masumiyeti öğreniyorum. Çocuklarımı izliyorum ve ne görüyorum biliyor musunuz yargılamıyorlar. Hiç bir duruma şaşırmıyorlar, şaşırmaları gerektiğini benden görünce öğreniyorlar. Aynı şekilde ahlak ile ahlaksızlığı, doğru ile yanlışı hep benim ahlaki bakış açıma göre şekilleniyor.Çok yanlış olduğunu farkettim malesef, çünkü benim değer yargılarım var. Toplum içinde varolma savaşında başkalaşmış, hiç bana uymayan davranışlar geliştirmişim. Ve bunları farkedip yeniden şekillendirmeye çalışırken, çok yoruluyorum. Ne yapamayılım çocuklarım için bilemiyorum. Söylediklerime değil de davranışlarıma daha çok dikkat ettikleri bir dönemdeler. Anne olmak çok zormuş gerçekten. Hele bir birey olarak başkalarına örnek olma kaygısının sorumluluğu. İşte ben annemi hep masum görüyorum ya, onlar da beni böyle görsünler istiyorum, beni sevsinler ve hayatlarında kötü giden bir süreçte geçmişte aile içinde yaşadıkları olaylar ve davranışlardan dolayı zorluk çekmesinler istiyorum. Kimse demesin onlara "uzan şuraya da çocukluğuna inelim" diye...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

