25 Ağustos 2014 Pazartesi

Mahcubum...

Kendime bile mahcubum da; bu son 3-4 aydır yaşadıklarımla yorduğum sevdiklerime olan mahcubiyetimi bir de siz düşünün.  
Bazen bir rüya gibi gelirken yaşananlar bazen de yaşadıklarıma  kızıyorum. Ne gerek vardı tüm bunlara, ders almamız için böyle acı çekmeye, böyle sıkıntılı durumlara? Ders mi aldık dedim??!!!.. Hiç sanmıyorum aslında. İçim hep yanlış bir şey mi yapıyorum sorusuyla muhatap. Böyle sorduğum zamanda hep haklı çıktığımı da biliyorum. 


Durum böyle dostlar... Yaşadığımız fırtınayı çabuk atlatıp çocuklarımızın da arada kalmaması için biz birleşme kararı aldık. Dediğim gibi belki fedakarlık belki alışkanlık belki içimde kalan sevgi kırıntıları belki de  belki de belki de... Keşkelerle karıştı belki 'lerim. Beni destekleyen olduğu gibi, salak mısın seni yine üzecek diyen de bir o kadar da kişi  var. Hepsine ama hepsine hak veriyorum. Sünger kafayım işte... Hepsini emiyorum:( 

 Evet bu riski alıyorum. Ben alıyorum. Çocuklarımızın bizi birlikte gördüğünde gözlerindeki bakışı görüp bu riski alıyorum. Sindirmeye çalışıyorum ama sindirilmesi bir o kadar zor. Bunu da biliyorum. Bekar yalnız günlerimi çok özlüyorum. Bunu da biliyorum.  Yolumuz uzun mu kısa mı bilemem ama, bu blog dünyasındaki acizane dostum “öküz” ün dediği gibi “yaşa ve gör...”. Ben de öyle yapacağım. Ama bu blog devam edecek, ve ikiz annesinin yaşadıklarını, gizli dünyasını yine sizlerle paylaşıyor olacağım. Ve  bu dünyada hala bekar ikiz annesi zorluklarını vs. yaşadıklarımı sizlerle paylaşacağım. Kalbim burada çünkü benim:) Kim ne derse desin özgür bekar bir anneyim. 

 Bu dönemdeki en büyük kazancım "kimseyi yargılamıyorum", ya da elimden geldiğinde yargılamamaya çalışıyorum. Umarım çocuklarım ve ben mutlu oluruz. Allah'tan bunu diliyorum ve dua ediyorum..

Güçlü kalayım, güçlü kalın...


4 Ağustos 2014 Pazartesi

Sünger Kafa Seniii...

Kandırıldım…. Bayramda boşluğuma geldi ve ex koca tarafından kandırıldım. Beraber çocuklarla gezdik, tozduk.Yemek yedik, bayram ziyareti yaptık vesaire vesaire… Bayramı yalnız geçirme kaygısı, annemlerin yanına gidememiş olmak, ne bileyim çok ağlamış olması… bunlara kandım. Karaktersiz miyim leeen benn?:(  Bugün işe geldim ve arkadaşıma anlattım .”NEAAAAYY bir hafta görüşmedik hemen yelkenleri suya indirmişsin” diye  kaydı fırçayı.. “Daha çektireceğiz. O akıllanmamıştır. Barışacaksan bari iyice bir çektir de bir daha dötü yemesin “ dedi. Haklı konuştu valla. Zaten kaç gündür için için yanlış birşey var yanlış birşey var deyip konuşuyorum kendi kendime. 

Ve genelde bir durumu sorguluyorsan o vaziyetten de hayır yoktur gibi geliyor. Bir de kafam iyice su kaynattı, kim ne derse onu yapacak vaziyetteyim. 

Biri “uzan şuraya canım” desin  hiç düşünmeden bu kedi gibi uzanacak kadar sünger gibi oldum, 



omurgasızım işte…







Ben daha bana ne diyeyim… Sünger kafaaaa işte.

24 Temmuz 2014 Perşembe

HERKEZ! zzzzzzz...

Herkezzzzzz  nedir ya. HERKES yazılır. Hele de bunu iş hayatında yazışmalarda gördüğüm zaman tepem atıyor resmen. Hala buralarda mıyız? Biz nasıl gelişeceğiz daha yazmasını bilmiyoruz?

YANLIZ   değil   YALNIZ  ---yalnızlık nedir tek olmaktır yani Yalın dır.


YALNIŞ   değil  YANL

22 Temmuz 2014 Salı

Gafffff...

Ya kızım kafan nerede senin ya:(   Resmen telefon açıkmış ya...

Danışman firma sahibi hakkında çok afedersiniz  konuşurken adamın danışmanı telefondan duy hepsini. Ben açık olduğunu bilmiyorum telefonu. Telefon benim bile değil! 5 dakika konuş konuş  konuş.. Telefonu getiren saf arkadaşta öyle bakıyor trene bakar gibi. "Telefon açık" desene yawww..Bu kadar mı tutuksun. Tabi telefonun açık olduğunu farkedince." Telefon mu açık Sa..." demeye kalmadı.." aa açıkmış" dedim kendi kendime. Çat kapattım hemen. Döndüm bizim elemana " ya sen niye söylemiyorsun telefon açık diye".."Ben ne bileyim böyle konuşacağınızı adam hakkında demez mi" ..
Atlayacaktım üzerine.. Tabi telefondaki aramış hemen saydırdığım kişiyi, söylemiş.

Yaww dana mısın be adam. Ne öyle söylüyorsun hemennnn!! Bir dur düşün, adam yaşlı, duygusal. Bunalıma girmiş hemen. Bir daha ben gelmeyeceğim diye şirketi terki diyar eyledi. Ha iyi mi oldu. Çok iyi oldu. Zaten firmasıyla sözleşmeyi bitirmiştik, 1 gün daha gelip destek verecekti.  Yalnız patronun kulağına giderse m.çtığımın resmidir!!! Offf anam ya  üç buçuk atıyorum valla. Tövbe tövbe.. Adamı vallahi kırmak istemezdim. Ne de olsa emekleri var. Ama herkes hele de iş dünyasında bazen yoğnluktan biri hakkında ileri geri saydırmaz mı yavv.. NEEE. Saydırmaz mı?? Çok öğreneceğim şey var daha çoooook. Allah'ım ne olur affet. Vallahi billahi üzüldüm. Biraz da bu kadar tövbe etmem acaba döt korkusundan mı?

Böyle bir malak (estağfirullah) durum başına gelen var mı?

Ha bir de bak kendimi nasıl aklıyorum; Öküzlük sralaması yaptım:

1.Öküz-Altın Madalya  : Telefondakine gelsin (ne söylüyorsun be hemen, sana birşey diyen mi oldu?)








2.Öküz-Gümüş Madalya :Tabi ki bizim köylü saf arkadaşa gelsin (ollummm  bir daha öyle telefon açık elinde aval aval dolaşma)









3.Öküz - Jüri Özel Ödülü (Bronzluk değildim sanki  ne bilemm  -- benim bloğum ya istediğimi veririm kendime.) Bu süreçteki en masum köylü benim gibi geldi de:)