28 Ağustos 2016 Pazar

MICHAEL JACKSON mı MADONNA mı?

80'li yıllarda çok küçüktüm, asıl 90'ların çocuğuyum. En küçüğüyüm evin. Benden büyük bana eziyet etmeyi seven bana kölelik yaptıran iki kardeşim vardı. Hala var tabi:)
Onların sayesinde çok iyi müzikler dinledim. İyi kitapları okumayı ve iyi müzikleri onların sayesinde keşfettim. Mahallede tek yabancı müzik dinleyen kızdım. Benim müziklerimle dalga geçerlerdi.
Anlamazlar, sıkılırlardı.
O dönemde ve şimdi de müzikte hayatımda üstüne pek kimseyi koyamadığım Michael Jackson ve Modanna bir numaramdı. İkisini de birbirinden ayıramazdım. İkisi de birbirine rakipti. Kadın olduğu için Madonna'ya ne kadar hayran olsam da galiba benim Michael'ım bir taneydi. Hala kilplerini izleyip "off nasıl yaptı o hareketi" demekten kendimi alıkoyamıyorum. Müzik ile dansı bu kadar iç içe geçirebilen bu dönemde kim var bilemiyorum.
Diğerleri de vardı. Onlarında hakkını yiyemem. Queen , Sonra Guns'n Roses, sonra Bon Jovi (ki Axl o benim kıçımı yesin demişliği vardır kendisine ama olsun ben bon jovi'yi de seviyorum)...Böyle çok iyi müzikler çok gruplar dinledim, kardeşlerim sayesinde. Güzel kulağım oldu, iyi müziği öğrendim. Daha birçokları da oldu. Ahhh. Ama Michael var ya, sen bir taneydin. Hala öylesin adamım.
Umarım huzuru diğer tarafta (varsa) bulmuşsundur... Umarım.

21 Ağustos 2016 Pazar

NEYİNE SENİN MÜJDE

Cuma günü eğitim arşatırma hastanesindeydim. Neymiş? Çocukların ruhen ve fiziken uygun olmadığına dair rapor almalıymışım, yoksa çocuklar devletin kaydettiği ilkokulun birinci sınıfına gidecekmiş.
Öldüm anam, koştur koştur 5 kilo verdim. İmzalattığım yer ile doktorun olduğu bina arasında 1.5 km var yaklaşık.
Sıcağın altında. Bir de stresi üstüne, ya okul kabul etmezse kaygısı? Bu kadar uğraştığıma mı yanayım, yoksa olmazsa ne yapacağım kısmının stresiyle mi kavrulayım!!
Neyse halloldu.
Şehrin bir ucundan bir ucuna doğru yola koyuldum. Okula gidip evrağı vereceğim.
Şükür problemsiz halloldu.
Aradım Ex'i...
"Müjdemi isterim, hallettim" dedim. O ana kadar çok ilgili olup dakika başı mesaj çekip yoklayan Ex; bu başlangıç cümlemle
"Ya seni duyamıyorum burası çok sesli" dedi.
"Hallettim, hallettimm dedim".
Ex'ten gelen cevap "Ha orasını anladım, tamam" dedi..
Anlamadığı yer "Müjdemi isterim" kısmıymış meğer...
Offf Allah'ım ya...
O an...;
O'nu çamaşır sulu sıcak mı sıcak leğene koyup, beyazlayana kadar leğende bastırmak geldi içimden..

13 Ağustos 2016 Cumartesi

ÜRETKENLİK

Iphone'ımda bir klasör var"Üretkenlik" , bir kontrol edeyim dedim. Notlar'ım varmış burada.
Bloğa yazarım diye;  gördüğüm, yaşadığım enstanteneleri (uleyyyn ne zor kelimeymiş) not almışım.

Bakın efendim... ben bir halt anlamadım siz anlayacak mısınız?

Vu'yu anlat..
Kızların hastalıkları, onlara oda yaptığı
Annemle yaşadıklarımız
Aşk hakkında...


Çüş bana...

Böyle not alırsam tabi üretkenliğim pook gibi olur. 

Topla kendini şekerim.

Var mı bu blog dünyasındaki naçizane insanlardan başka seni anlayan!!!


Üretkenlik... miş.. Goy goya yatkın Türk milletine böyle formüllerle dolu eğitimlere gönderiyorlar ya, ilk gün herkes Alman gibi çalışıyor, ikinci gün goy goya devam:-)

**Böyle eğitimlerden çok enstanteneler çıkıyor mesela bunu da yazayım ben bir ara.....

Aaaa!!!!üretiyorum bak, resmi yapıştırırken okuduk, görüyor musun nasıl çalışmaya başladı zihin.


10 Temmuz 2016 Pazar

İKİ SENE

İki sene oldu boşanalı. Bu iki sene kolay geçmedi. Bu süreç bir kadın olarak benim ruhumda yaralar açtı. Önce kendi benliğimi parçaladım, sonra da bu parçalardan yeni bir ben yaratmaya başladım. 
Parçaları değişik yerlere koyup yapıştırmak ve onlara yeni şekil vermek zaman alıyor. 
Daha bitmedi, sürecim devam ediyor...
Çok 'gel-git'lerim oldu. 
Kendime kızdığım anlar oldu.
Kendimi suçladığım anlar.
Hatayı kendim de aramalar.
Karşı tarafı suçlamalar, sessiz-sesli hakaretler, sonuç: incitmeler-incinmeler...
Daha çok bu dönemde aldatılmış olduğum için karşı tarafı suçladım, suçlarken acıdım kendime, acıttım gereksiz yere ruhumu.
'Tüüü kaka'larla yetiştirilmiş olmaya kızdım.
Boşanınca, annemin beni tekrar ergen kızlar gibi korumaya kalkmasından, 'elalem ne der'lerden bunaldım bir dönem.
Mutlu olduğum zamanlarda suçluluk hissetmeye kızdım.
Çok gülünce arkasından kötü bir şey olmasını beklememe kızdım.
Çocuklar babadayken 'oh' çekmeme utandım buna  kızdım.
Ama;
Bunların hepsi gerçekti ve ben suçlu değildim, değilim. 
İki insan farklı yönlere gitti diye neden ben mutsuzluğu yaşamalıyım, ben de mutlu olmayı hakediyorum..
Önce ben diyorum artık.
Sonra da çocuklarım.

Ruhumdaki cam kırıklarını yapıştırıp onlara yeni şekiller verdikçe, hayata önyargısız bakmaya, benim gibi düşünmeyenleri dinlemeye, aklımı beslemeye, zevklerimi keşfetmeye ve mutlu olmaya gayret gösteriyorum.

Mesela en sevdiğim rengin 'mavi' olduğunu yeni keşfettim...
İçimdeki ben ile ilgili keşfedeceklerim daha var, ama acımadan-acıtmadan artık....