25 Şubat 2016 Perşembe

YALNIZ MI YATIYORUM !!!

Bunalımlı günlerimdeyim. Sorgulamalarım arttı. Çok kendi başıma kaldım bu dönemde. İyi geldi bir bakımdan. Uzaktan izledim insanları. Uzak kalınca gerçek değillerse hemen nasıl uzaklaştıklarını gördüm etrafımdan. Kaç yaşındayım hala insanlara hayret edebiliyorum.
Hala öfkemi kontrol edemediğim zamanlar oluyor. Telefonu alıp döşemelerim çok azaldı gerçi ama. Üç aydır semptom yoktu mesela. Ama dün akşam ikizlerimden birinin bir cümlesi beni yıktı geçirdi. Saldıracak yer aradım Ex'e. Bu sorulara cevap vermek, çocuklarımın kafasında gereksiz analizler yapmasına sebep olacak bu durumları yaşattığı için. Saçmada olsa O'nu suçlayacak bir konu bulup çıldırttım.

Biliyorsunuz, haftada iki gece iş çıkış gelip, çocukları uyutup arkasından gidiyor bu beyimiz. Baktığınızda, evet çocuklar babadan kopmamış oluyor, böylece evde kalmayan bir baba faktörü var çocukların kafasında. Hiç yoktan iyidir diye düşünüyorum. Böyle diyorum çünkü babamı küçük yaşta kaybettiğimden, benim yaşadığım o yokluğu hiç yoktan yaşamayacaklar. Kimine göre doğru kimine göre yanlış olabilir bu varsayımım tabi.

Ben ikizlerinde bu işi böyle anladıklarını sanıyordum. Yanılmışım.

Geçenlerde bir tanesi , "biz uyuduktan sonra siz baba ile içeride sinemamı izleyeceksiniz" diye sordu. Enteresan geldi , "hayır nereden çıktı, baba uyutup gidecek sizi" dedim. Daha fazla açıklama yapmadım.
Akşamda diğer ikiz "Anne, baba gittikten sonra sen yalnız mı yatıyorsun"
"Evet" dedim.
"Peki üzülmüyor musun, yalnız yattığın için"
Bir yutkundum.
"Siz zaten gece pıtır pıtır yanıma geliyorsunuz, hiç yalnız kalmıyorum ki" dedim.

Yavrucuğum bunu düşünmüş, neden-sonuç ilişkisi kurmuş, yorumlamış, üzülüyor muyum diye sorgulamış bir de vesaire vesaire..

Cuk oturdu kalbime  cümlesi. Annesini düşünürmüş te küçük meleğim, O'nun için üzülürmüş te.
Çok acayip oldum.
İşte böyle zamanlarda, tüm bunlara değer miydi diyorum. Hayatını istediğin gibi yaşayacağım derken, arkanda bıraktığın kırık kalpler hele küçük iki tane kalbin  bunlarla meşgul olması, O'nlara bunu yaşatmak ... Değer miydi? Mutsuz olduğunu görüyorum. İstediğin hayatı da yaşayamıyorsun şimdi. Ve her zaman bir yarın eksik kalacak. Hiç bir zaman dolmasın diliyorum o yarım'ın.. Dışarıdan tam görünsün ama  içinden hep yarım ol. Ben dışarıdan yarım görünürken içimde iki tane koca bir tam görünüyorum. Bu bana yeter.




26 Ocak 2016 Salı

KOMŞU ABİ-HORLAMAAAA!

Ex'ten boşandık, gece horlamalarından kurtulduk güya.
Çocuklar uyuyunca ev sessiz, tık yok.
Yatak odası da malum sessiz.
Ama kardeşim.. Nedir bu horlama sesi yaaaa.
Hani kurtulmuştuk.
Yandaki komşunun horlamalarına kalkıyorum!!!
O'nu da boşayacağım şimdi. O'nda iki çocuk var, dört çocuk zor. Bakamam. Yoksa...
Offf..

3 Ocak 2016 Pazar

2016 ÖFKESİ

Haftasonu...
Kardan dolayı evde mahsur kaldım.
Yürüyüşe de gidemedim.
Kurdum da kurdum kafamda.
Tabi eskisi kadar değil.
Başucumda okuduğum üç tane farklı kitap..
Asla bir kitap okuyamam.
Hepsini bitiriyorum Allah'tan. Bitmezse bendeki huzurluğu anlatamam.
O kitap bitecek.
O ev temizlenecek.
O kekler, poğçalar yapılacak.
Yemek tabi ki es geçemem yemeği de.
İş mailleri okunup, temizlenecek.
Planlı dosyalarımdaki To Do listem gözden geçirilecek.
Ve tabi ki pilates atlanmayacak..
Hısrlı kadınım nitekim, EX'e göre de dünyada tanıdığı üç zeki insandan biriyim.
Eh hal böyle olunca ne zaman kafanda kuruyorsun be kadın diyeceksiniz.
Bu enerjiyle ona da vakit buluyorum hiiiç merak etmeyin.
Ne mi kuruyorum?
Ex ile kadını düşünüyorum. Evelendiler mi? Ne yapıyorlar?
Çocuklarıma nasıl davranıyorlar?
Bunları kuruyorum kafamda.
Sonra iki damla gözyaşı.. Bitiyor. Hemen kapatıyorum.Ama bitmiyor bu kitap, hep başucumda.
Ama bu kitabın bitmesi gerek artık.
Başucumdan bu öfke dolu, beni yiyip bitiren kitabı bitirmem gerek ve sonra da  kütüphanemin raflarında yerini almalı artık.
Ama nasıl?
Nasıl önüme bakıp hayatıma devam edeceğim?
Yardım almama rağmen, bilemiyorum, hiç bitmeyecek gibi geliyor. Neredeyse iki sene olacak ama bitmiyor mendebur öfke içimde...

27 Aralık 2015 Pazar

İŞE YARAMAZ KOCALAR...

Bana hep "Mor Çatı Sığınma Evi" türünde bakıcılar düştü.
İlkinde ki;
Koca içer, çalışmaz, bizimkisi hem temizliğe gider sonra da  bizim kızlara bakmaya gelir.
Bir deri bir kemik kalmış çalışmaktan.
Psikololjiyi hiç söylemiyorum.
Ne oldu peki?
Aklına girdim, zaten akıllı kadındı. Kocayı zorladık işe girmesi için, üçüncü işte tutturduk.
Kendisi de sigortalı iş buldu.
Üzüldüm baştan ama çok çok iyi oldu. Şimdi haftasonları görüşüyoruz.
Çok daha iyi, gözü gönlü açılmış, kendini değerli hissetmeye başlamış.

Şimdiki bakıcım ise, alem birşey.
Kocayı 17 sene önce yatakta basmış başka kadınla.
Adamı bacaklardan bıçaklamış ama kendide 18 yerinden bıçaklanmış adam tarafından, ölümlerden dönmüş.
Hemen boşanmışlar, kendini müdafadan bizimkisi kurtulmuş. Ama hastanelerde bayağı sürünmüş, bir sürü ameliyat geçirmek zorunda kalmış.
Adam 7 sene içeride yatmış. O zamanlar 9 aylık olan bebekleri şimdi 17 yaşında.
Adam hapisten sonra çıkmış ama ayağın biri sakat, hatıra bıraktım diyor bizimkisi.

Bunu ne yapacağım bilmiyorum, halen düşünüyorum.

O'nun bana faydası oldu biraz aslında, EX ilk duyduğunda tek kelime edemedi, alt dudak sarktı:)
Haberi yoktu böyle bir geçmişi olduğundan.
Çocukları görmeye geldiği bir akşam anneme anlatıyormuş gibi anlattım.
Yorum yapmadı, O'nun gibi erkeklere gerçekte neler yapıldığını anlamıştır da  benim ne kadar basiretli bir saf olduğumu bir kere daha görmüştür umarım.
Ucuz kurtulmuşsun bak EX'çiğim..
Git bir yasin okuttur da şükret haline...
Şu an sen de topal geziyor olabilirdin..