30 Ekim 2015 Cuma

KİMLİK: ANNE

Anne olduktan sonra, nasıl yeni doğan çocuklarımız hayata alışmaya çalışıyor ise, "Anne" denen varlıkta anneliğine alışmaya çalışıyor. İçgüdüsel yaptığınız birçok hareketi zamanla çocuklar büyüdükçe sorgulamaya başlıyorsun. Süt verme, çocuğu uyutma, yıkama gibi motor hareketler Allah vergisi geliyor, ve bize kodlanıyor.
Ama sonrasında yaşadığımız dönemin getirdiği yaşam koşulları, sosyal çevre ile birlikte herkesin annelik vazifelerinde kodlarının dışında yetkinlikler oluşuyor. Bazı anneler daha rahat davranırken, bazıları çocukları ile yarışmaya başlıyor. Ben orta derecede bir anneyim. Çocuklarımın okulda karşılaştıkları bir sorun karşısında genelde soğukkanlı olup, feveran etmiyorum yani ortalığı ayağa kaldırmıyorum. Böyle anneler var etrafımda ve bu sefer onların beni gaza getirme durumlarına gıcık oluyorum. Ben o çocukların arkasında her zaman anne&babalarının olmayacağını hissettirmek istiyorum. Küçük sorunları kendileri halledebilmeli. burada bana düşen  doğruyu yanlışı çocuğun önüne koymak. Ama şunu da biliyorum ki, biz, çocuklara ne kadar olmaları gerekeni öğretmeye çalışsak ta onların da bir kodlaması var. Genetik diyoruz buna. Bu kodlama ile değiştirebileceğimiz değerlerin, alışkanlıkların, davranışlarının sadece %10'unu yönetebiliyoruz (bence). İkiz annesi olarak iki çocuğumunda farklı davranışlar sergilemesinden yola çıkarak bunu söyelyebiliyorum sizlere.
Anne kimliğimle ne kadar örtüştüm, ne kadar içime aldım ve kodlarıma ne kadar işledi bilemiyorum ama bazen zorlandığımı ve çalışan bir anne olarak  acaba ANNE kimliğimi tam yerine getirebiliyor muyum? diye de düşünmeden edemiyorum...

17 Ekim 2015 Cumartesi

YOLA DEVAM

Şimdi...
Dedi ki:"Yapamayız, olmaz"..
"Ağzımıza sı.rlar" dedi.
Eh madem öyle dedim, başkaları yapacağına biz birbirmizin ağzına...
Neyse.
E şimdi ne oldu derseniz, hüzün, ayrılık, yalnızlık, boşluk.
Hep aynı hikaye dimi bu yazdıklarım.
Herhalde herkesin başına gelen, benzer ilişkiler doludur.
Peki ben şimdi soruyorum.
İnsanlar nasıl yoluna devam ediyorlar?
Sordum, cevap vermek size kalmış?

14 Ekim 2015 Çarşamba

ZAYIFLIK MI? HAYIR DUYGULAR SADECE...

Hep Amerika'ya gitmek, yerleşmek istemişimdir. İnsanların oradaki yalnızlığından birçok kişi oraya yerleşemeden dönse de, ben o yalnızlığı seviyorum.
Kimse karışmıyor.
Kimse yargılamıyor.
Kimse etnik kökenine bakmıyor.
Kimse dinini umursamıyor.
Kimse kimsenin kişisel hayatının içine girmiyor.
Sen sokmak istesen bile "personal" deyip dinlemiyor.
En doğrusu...
Bizim vıcık vıcık ilişkilerimizde aslında duygusal zayıflığımızda anlattığımız hislerimizi, yaşadıklarımızı bir bakıyorsunuz sakız olmuş o umarsız pis ağızlarda...
Kaç kere anlatmayacağım desenizde nefis denen iradeye bağlı ince ip kopabiliyor zayıf anlarınızda.
Ve sonra ne mi oluyor?
Hep zayıfsınız o kişilerce.
Hep aykırısınız.
Hep kolaysınız.
Hep savunmasız.

Saygı duyalım efendim, insanların özbenliğine sadece. Bunu yapalım gerisi gelir.

TAPINAK

Bu karanlık acı dolu günlerde çevire çevire dinlediğim hüzünlerimin şarkısı"Rainbow-Temple of King"..
Buyrun efemmm..

https://www.youtube.com/watch?v=ZUpxniZBb5s

Lütfen insanlar, başkalarının pis işleri yüzünden ölmesin artık...

Not: Müslüm Baba'nın "Affet" cover'ının kaynağıdır.