3 Şubat 2015 Salı

İNSANLAR, HAYVANLAR, FARELER!!!


İnsanlar…Surat yapanlar, arkandan konuşanlar,seni sevenler, seviyormuş gibi yapanlar, kıskanıldığını sananlar, kıskananlar,aynı seviyede olduğunu sananlar, kültürsüzler…
Aslında neyi anlıyor ve görüyorum biliyor musunuz. Tek dostum  “BENİM”. 
Hedefim daha az konuşmak, daha az dertleşmek, susmayı öğrenmek, kendime yetebilmeyi
öğrenmek. Boşanma arifesinde o zayıf anında, zayıf yanını gören insanlar isteyerek ya da istemeyerek zaman içinde seni kullanıyorlar kullanmak istiyorlar. Nedir bunlar: Onlara itaat etmeni isterler, yanlış düşündüğü anlarda da onların yanında olmanı beklerler, yoksa ihanet etmişsindir. Sana seni kırdıklarını düşünmeden istediklerini söyleyebileceklerini hak görürler, senin rencide olman önemli değildir, çünkü zaten boşanma arifesinde  yeterince rencide olmuşsundur. O da bir tanecik yapsa ne olur, değil mi? İstedikleri gibi somurturlar senin minnettar duygularını kullanırlar. Ve çoğu da bunu farkında olmadan yapar.
Onları yine de suçlamıyorum, kötü niyetli değiller, psikolojinin getirdiği davranışlar bunlar.



 Bundan dolayı etrafınızdaki arkadaş, dost, aileden kim varsa asla sonuna kadar herşeyi paylaşmayın, ya da paylaşmayın yaw. Gidin internetten tanımadığınız sizden çıkarı olmayan biri ile dertleşin. İlla içinizi dökmek istiyorsanız...

31 Ocak 2015 Cumartesi

YASTIĞA SARILMAK

Evet..Canım sıkkın. Sabahın köründe ağlayarak uyandım. Hani gözyaşların sular seller gibi akar ya. Ama hıçkırık sesi olmaz. Sadece çeşme gibi akar o gözler. Şu an öyleyim. Yazarken de. Rahatlamak için yazıyorum. Unutmak için. Ha pardon yanlış anlaşımasın Ex ile hiç alakası yok. Aklıma bile gelmedi.
Konu; işyerinde yöneticimin canımı çok sıkması. Herkesin önünde söylediği  bir cümle kullanması. Bana talimat vermesi, Ve bunu söylerken sadece hissettiği, gerçeklere dayanmayan bir duruma istinaden bunu yapması. Sonrasında ekip arkadaşım gidip neden böyle bir şey yaptığını sorduğunda da öyle hissettim demesi.. Anlayacağınız yanlış anlaşılmalar hala hayatımı kötü etkiliyor:( İnsanlar egolarını tatmin etmek için ya da ben yöneticiyim demek için ne meraklı imiş..İnsanların kalplerini kırmak ya da kişiliklerini rencide edecek davranışlarda bulunmak ne kolay geliyor bazen. Güçlüyüm ezerim havasında herkes.

Kırmızı yastığıma sarılayım ben yine müsadenizle:(


25 Ocak 2015 Pazar

ABSÜRD HAFTASONU!

Hayattan yenen kazıklar mı? Gel bana geeeelll….
Absürd bir haftasonu. Anlamsız, kelamsız, mutlu anları az, boşşşşş.
Başkalarına gereksiz ayrılan vakitler. Keşke yalnız geçireceğim bir haftasonu olsaymış. Sakin, huzurlu, kitap dolu, Freud dolu.
Bu arada haftasonunun en iyi şeyi Freud’un bulduğum bir kitabıydı. İlaç gibi geldi.
Söz mü kızım? SÖZ. SÖZ.SÖZ.
Neyin SÖZ’ü mü?:

“Üç kuruşluk adama beş kuruşluk değer vermeyeceğim”

19 Ocak 2015 Pazartesi

YANLIŞ ANLAŞILMALAR...

Hayatta belki de en çok başıma gelen şeylerden biri yanlış anlaşılmalar. Saflığımdan mı yoksa ötekileştirmiş miyim kendimi insanlardan bilemiyorum. Tanıyamıyorum bazen davranışları. İş yerinde bile en ince detayda yapılan konuşmaları anlarken- ya da çakarken- bazen herkesin bildiği birşey de dumur olabiliyorum. Arkadaşlarım bile şaşırıyor.
Mevcut durumda görüyorum ki düzenim bozulmasın. Kendimde keşfettiğim şeylerden biri daha. Alışılmışın dışına çıkamamak, alışkanlıklardan uzaklaşamamak. Eskiyi özlemek te dahil bazen. Aman yanlış anlaşılmasın. Ex'i özlemekten bahsetmiyorum. Örneğin, pazar sabahı yapılan aile kahvaltısı, dışarı mutlaka çoluk çocuk ailece çıkmak, birilerine hep fikrini sormak, ya da kıyafet alırken yakışmış mı diye soracağım bir kişinin olması gibi. Yoksa O'nun kişiliği itibariyle ya da yaptıkları itibariyle gözümde pek bir değeri kaldığını söyleyemem. Burada şuna dikkat çekip itirafta edeyim. Yalnızlıkta insanın zaafı depreşebiliyor. Doğru olmadığı için, kendimi değersizleştirmeye artık hiç gelemeyeceğim.  Kendimi frenlemeyi de öğreniyorum.Boşanma sonrası hangi aşamadır bilemiyorum. Psikologların dediği belli aşamalar var ya: "İnkar etme", ""Yas Dönemi", "Kabullenme"... VEEE HAYAT DEVAM EDİYOR:)
İşte.. Sanıyorum ki ben hayatımın bir kısmında YANILSAMALAR yaşamışım, yanlış anlaşılıp, yanlış anlamışım. Şimdi gözümü açıp görme zamanı diyorum. Boşa geçirecek vaktim yok, kayıp zamanım hiç yok. Çünkü ben bir anneyim, gerekirse zamanın suyunu çıkarıp 24 saat hizmet edebilirim:)