3 Temmuz 2014 Perşembe

Blog İyi Birşeydir...









Bloğun 2. ayındayım. Bu kadar iyi geleceğini düşünmemiştim. Psikologlar günlük tut diyorlar ya (boşanma arifesinde bana  tavsiye etmişlerdi) ;  ben bunu değiştiriyorum

 "Blogger olun" diyorum:)

Süper bir duyguymuş. Hele ilk yorumum geldiğinde mutluluktan küçük bir çığlık attım işyerinde.. ve bu olaydan sonra tabiki canım işarkadaşlarım bloğumu bulma peşine düştüler :):) Hala bulabildiklerini sanmıyorum. Umarım bulamazlar da . Burası benim özelim. Ve beni takip eden, edecek olan sizlerde özelimsiniz. Ben böyle hissediyorum.

Blog dünyasına dadanmamı ve sevmemi sağlayan da biricik öküz :) (http://okuzunondegideni.blogspot.com.tr/): yazılarını okudukça sana bayıldım, kendini böyle sadelikte ve net ifade edebilmek özel bir yetenek diye düşündüm.

Umarım benimde onun kadar sevenlerim olur bu blog dünyasında..

Öpenzi..

2 Temmuz 2014 Çarşamba

Çalış Çalış Çalış...

Ben okul hayatı boyunca inek diye tabir edilen tiplerdendim...

Asosyal da değildim pek ama,  ders çalışmayı, başarılı sonuçlar almayı seviyordum.

Halen seviyorum ama sanki yıllar biraz heyecanımı azaltmış. Geçen sene biraz o heyecanı tekrar buldum kendimde ama akşamları çalışmalar , ikizler vs. derken evliliğin elden gittiğini  de farketmemişim.. Zaten uzun zaman önce bitmiş de bu da tuzu biberi olmuş..

Şimdi yine o tempomu yakalamaya çalışıyorum..

 Seviyorum  ben çalışmayı..

Gece yatağa başımı koyduğumda sevgili, koca gibi şeyleri düşünüp hayal kurma gayem hiç olmadı (yani şimdi uydurmayayım zamanında olmuştur canım o kadar da inek değiliz herhalde..). Gece rahat uyku için o gece geç saatlere kadar çalışmış olmak acayip enerji veriyor bana nitekim.. tıpkı bu akşam olduğu gibi..

 Çalışma arasında bu  mutluluğumu bloğumla paylaşayım dedim işte..

30 Haziran 2014 Pazartesi

Aman Çocuklar Hastalanmasın...Düşünceli DAD!


Ex, haftasonu ikizlere tek başına bakamadığından halalarını çağırmış. Eski görümcemin de (eski demek ne güzelmiş yaJJ) ikizlerden  1 yaş büyük oğlu var.

Şimdi mesaj çekmiş beyfendi, D... hastaymış, kusuyormuş, ateşi varmış, ishalmiş.. bakıcı ablaarına söyleyecekmişim bakacakmış..


 Ya arkadaşım.. sen niye o zaman hasta çocukla muhatap ediyorsun bu çocukları. O çocuk hep hasta zaten. Coxsackie  virüsü ondan geçti (her tarafları kabardı çocukların, birine önce bulaştı, 3-4 gün sonra diğerine.. bu ne demek ben iki hafta yorgun argın tükendim demek...), grip ondan geçer, bir ara bitlendi  ilaç kullanmışlar diye getireceklerdi telefon ettim kayınvalideye “anne bulaşmasın ikizlere saçları da uzun, gelmeseniz mi?” diye de Allah’tan kayınvalide anlayışlıdır, hakkını yemeyeyim, getirmedi.. Şimdi böyle mesaj çekmiş ya, yine SİNİR oldum. Haftasonu çocukların çamaşırları kirli diye mesaj çekiyor, yeni yıkandılar diyorum, “KİRLİ İŞTE”  eeeeee.. babası değil misin,  yedek koymuşum dünya kadar değiştir... 

Yalan mıymış Ul....n!!!



Haftasonunun etkisiyle herhalde, melankolik bir durumum  var. 



Haftasonu çocukları babalarına vermek, pazar onları beklemek .. falan filan; beni biraz gergin yapıyor. 

Ne de olsa herşey çok yeni. İşin garibi sanki bu tip bir hayatı hep yaşıyormuşum gibi de geliyor. Yadırgamadım çok yani. Hoşuma bile gitti. Çok bunaltmıştı beni. Tek sıkıntım; o şimdi dakika başı telefonla arayıp dertleşebildiği bir sevgili yapmışken –tabi bunu da biz evliyken yaptığı için- acayip sinir oluyorum bu duruma. Kıskançlıkta değil, seven insan kıskanır. Resmen SİNİR oluyorum ben ya.. 
Baba olmasa bayağı kallavi bir beddua etmek de istiyorum ... Tövbe tövbe...

Ölüyordum ya ben bu adam için bir zamanlar. Yalanmıymış ya? Bir an geçirdiğim yıllara ziyan mı oldu diye de düşünmedim değil, ne de olsa bu adam kariyerimi etkiledi, benliğimi etkiledi, özgüvenimi yıktı... Ama şimdi o özgüvenle ne kadar cesur hissediyorum kendimi bilemezsiniz. Çok iyi oldu, çok iyi. YALAN DÜNYA’yı gördüm sayesinde...