2 Temmuz 2014 Çarşamba

Çalış Çalış Çalış...

Ben okul hayatı boyunca inek diye tabir edilen tiplerdendim...

Asosyal da değildim pek ama,  ders çalışmayı, başarılı sonuçlar almayı seviyordum.

Halen seviyorum ama sanki yıllar biraz heyecanımı azaltmış. Geçen sene biraz o heyecanı tekrar buldum kendimde ama akşamları çalışmalar , ikizler vs. derken evliliğin elden gittiğini  de farketmemişim.. Zaten uzun zaman önce bitmiş de bu da tuzu biberi olmuş..

Şimdi yine o tempomu yakalamaya çalışıyorum..

 Seviyorum  ben çalışmayı..

Gece yatağa başımı koyduğumda sevgili, koca gibi şeyleri düşünüp hayal kurma gayem hiç olmadı (yani şimdi uydurmayayım zamanında olmuştur canım o kadar da inek değiliz herhalde..). Gece rahat uyku için o gece geç saatlere kadar çalışmış olmak acayip enerji veriyor bana nitekim.. tıpkı bu akşam olduğu gibi..

 Çalışma arasında bu  mutluluğumu bloğumla paylaşayım dedim işte..

30 Haziran 2014 Pazartesi

Aman Çocuklar Hastalanmasın...Düşünceli DAD!


Ex, haftasonu ikizlere tek başına bakamadığından halalarını çağırmış. Eski görümcemin de (eski demek ne güzelmiş yaJJ) ikizlerden  1 yaş büyük oğlu var.

Şimdi mesaj çekmiş beyfendi, D... hastaymış, kusuyormuş, ateşi varmış, ishalmiş.. bakıcı ablaarına söyleyecekmişim bakacakmış..


 Ya arkadaşım.. sen niye o zaman hasta çocukla muhatap ediyorsun bu çocukları. O çocuk hep hasta zaten. Coxsackie  virüsü ondan geçti (her tarafları kabardı çocukların, birine önce bulaştı, 3-4 gün sonra diğerine.. bu ne demek ben iki hafta yorgun argın tükendim demek...), grip ondan geçer, bir ara bitlendi  ilaç kullanmışlar diye getireceklerdi telefon ettim kayınvalideye “anne bulaşmasın ikizlere saçları da uzun, gelmeseniz mi?” diye de Allah’tan kayınvalide anlayışlıdır, hakkını yemeyeyim, getirmedi.. Şimdi böyle mesaj çekmiş ya, yine SİNİR oldum. Haftasonu çocukların çamaşırları kirli diye mesaj çekiyor, yeni yıkandılar diyorum, “KİRLİ İŞTE”  eeeeee.. babası değil misin,  yedek koymuşum dünya kadar değiştir... 

Yalan mıymış Ul....n!!!



Haftasonunun etkisiyle herhalde, melankolik bir durumum  var. 



Haftasonu çocukları babalarına vermek, pazar onları beklemek .. falan filan; beni biraz gergin yapıyor. 

Ne de olsa herşey çok yeni. İşin garibi sanki bu tip bir hayatı hep yaşıyormuşum gibi de geliyor. Yadırgamadım çok yani. Hoşuma bile gitti. Çok bunaltmıştı beni. Tek sıkıntım; o şimdi dakika başı telefonla arayıp dertleşebildiği bir sevgili yapmışken –tabi bunu da biz evliyken yaptığı için- acayip sinir oluyorum bu duruma. Kıskançlıkta değil, seven insan kıskanır. Resmen SİNİR oluyorum ben ya.. 
Baba olmasa bayağı kallavi bir beddua etmek de istiyorum ... Tövbe tövbe...

Ölüyordum ya ben bu adam için bir zamanlar. Yalanmıymış ya? Bir an geçirdiğim yıllara ziyan mı oldu diye de düşünmedim değil, ne de olsa bu adam kariyerimi etkiledi, benliğimi etkiledi, özgüvenimi yıktı... Ama şimdi o özgüvenle ne kadar cesur hissediyorum kendimi bilemezsiniz. Çok iyi oldu, çok iyi. YALAN DÜNYA’yı gördüm sayesinde...

25 Haziran 2014 Çarşamba

Thomas Gordon Okuyorum.. Etkli Anne Baba olmak..-III-

Kaybeden-Yok-Yöntemi

Otoritenin bir çok insan tarafından farklı algılandığı durumlar var. Bazı insanlar otoriteyi, bilgi beceri, o konuda söz sahibi kişi  (örneğin bir profesör için ) otorite kabul ediliyor ve söylediği herşey ilk andan doğru olarak algılanıyor;  bazıları da  güç, baskı, zorlama gibi algılayabiliyor otoriteyi. Yani bir patronun otoritesi gibi, ona karşı gelirsen işinden olabilirsin. Ya da anne babaya karşı gelirsen ceza alabilirsin  gibi.  

Ailelerde yapılan çalışmalarda  ise çocuklarını büyütürken anne-babaların iki otorite yöntemi kullandıkları görülmüş.
1.Yöntem: Güç temelli disiplin à Ebeveyn kazanır, çocuk kaybeder (Çocukta öfke olur).
2.Yöntem: Aşırı hoşgörülülük à Çocuk kazanır,  ebeveyn kaybeder (Ebeveynde küsme olur).

Etkili Anne-Baba Eğitimleri’nde 3. Bir Yöntem tavsiye ediliyor: Kaybeden-Yok-Yöntemi
Buna göre; ne ebeveyn ne de çocuk kaybediyor. 6 Adım’ı var. Amaç burada çocuk ile beraber hemfikir olup sorunu çözmek. Ben burada ikizlerimden biri ile ilgili yaşadığım bir problemi örneklendirerek bu adımları anlatmak istiyorum.
1.Adım: Sorunu Tanımlamak: Kızımın sürekli kıyafet değiştirme isteği var ve yazlık-kışlık farketmeden uygun olmayan kıyafetleri seçip, giymek için diretiyor. Ve inadından vazgeçiremiyorum.
2.Adım: Muhtemel Çözümler Üretmek: a-Kışlık kıyafetleri görmeyeceği bir yere kaldırmak.
                                                                         b-Giyeceği kıyafetleri belirlemek için beraber oturup seçim yapmak. Kızım buradan sevdiğin kıyafetleri seçer misin? Sevdiği kıyafetler bir kenara ayrılır.
                                                                             Kıyafetleri sınıflandırarak yapmak daha da kolay olabilir. Parka giderken giyilecekler (tayt vs.), gezmeye giderken giyilecekler, yatarken giyilecekler vs.
                                                                         c- Seçtiği kıyafetler için ona ayrı bir çekmece ayarlamak.
                                                                         d- Kıyafet dolabına hangi kıyafetleri ne zaman giyebileceği ile ilgili resimlendirerek  anlatmak, resimleri dolaba asmak.
3.Adım:Çözümleri değerlendirmek: Kızım ile bunları belirledikten sonra üzerinden geçerek iyice anlaması için yaptıklarımızı tekrarlıyoruz.

4.Adım:En iyi Çözüme karar vermek: Anlaşmaya vardığımızı onaylıyoruz. Bu konularda hemfikir miyiz? Hemfikir ne demek? Benim dediklerimi anladın ve senin için de uygun olduğunu kabul ettin demek.. Böylece kızımla hemfikir oluyoruz.

5.Adım: Kararı Uygulamak (İlk gün zor olabilir)


6.Adım :Çözümün başarısını değerlendirmek.

Adımların sıralaması her zaman önemli olmayabilir. Ama ilk beş adım çok önemliymiş..

Umarım başarılı olur ve her iki tarafında mutlu olduğu bu çözüm hepimize faydalı olur. 

Güçlü bekar annelere.. Sevgilerimle..