28 Aralık 2014 Pazar
25 Aralık 2014 Perşembe
RAKIM BUZLU OLSUN...
Off…Ah..Ah..
Uzun zaman olmuş rakı içmeyeli. Arkadaşlarla meyhane keyfi de yapsak arasıra ,
biradan şaşmıyordum. Dozutmayalım diye. Nitekim hassas dönemdeyiz ya. Güvenemiyordum
kendime.
Bu sefer
arkadaşlar rakı içmeye gidelim deyince, tamamdır dedim. Rakıyı da özlemişim.
Hep gittiğimiz meyhaneye gitmişiz, güzel yemekler, mezeler, muhabbet. Gülmekten
karnım ağrımış. Ne eğlendim ne eğlendim. Yalnız… sıkıntı; son iki saati hatırlamıyorum
arkadaş.
Fazla kaçırmışım,
ama arıza da çıkarmamışım, sakin sakin kenarda takılmışım, bir ara masada
uyuklamışım. Arkadaşlara laf yetiştirmişim “sizi duyuyooooyumm” diyeJ Bir ara annem aramış, aradığını
hatırlamadığım gibi gayet sakin telefonu açıp “yoldayım çıktım geliyorum” demişimJ Arkadaş ya, insan biraz hatırlar
ya.. Yok Yok yok. Resmen hayatımın o iki saati kayıp. Hatırlamıyorum. Keşke
hatırlamak istemediğim kişilere, hatıralarıma da rakı döksemJ
21 Aralık 2014 Pazar
PAZAR SABAHI
Sabah çok erken kalktım çocuklar babaları ile birlikteydi. Erkenden yollara vurdum kendimi. Çengelköy'e gittim. Ex ile çocuklar olmadan önce çok sık giderdik. Yad ettim. En acısı da hiçbirşey hissetmedim. Acımadı canım yani. Çayımı içtim, yaktım bir sigara denize karşı. Ohhhh.. güzel boğazım benim. Haşin, dalgalıydı, sert esti rüzgar. Kendime getirdi beni. Arabaya bindim yola devam ettim. Kuleli'nin orada park ettim arabayı. Balık tutanların yanına gittim. İzledim onları. Ne güzel bir zevkleri var, dedim. Bu soğukta elleri kıpkırmızı olmuş,oltalarla uğraşıyorlar. Takdir ettim o çatlak ellerini. Bir sigara daha yaktım boğazın sularına karşın. Sürdüm sürdüm arabayı, şarkılar dinledim. ağlamadım ama. İçimden gelmedi. Bünye kabullendi demek. Düşünmedim hiç, aldatılmayı, ayrılığı ve yalnızlığı. Bu böyle kızım dedim kendi kendime. Bu güzel şehrin tadına bak iyice. Neler yaşadı kimbilir bu boğaz sularına bakarak insanlar. Ne acılar, ne umutlar, ne aşklar...Ben aşkı çok güzel tattım, çok sevdim, çok sevildim. O dönemlerim bitti. Kalfalık zamanımda doldu artık. Şimdi ustalık zamanı dedim. Annelik zamanı.Sevgilerimle.
20 Aralık 2014 Cumartesi
HASSAS ANNE
Hani derler ya.. "Nasıl desem?" Ben de "Nasıl yazsam?" diyorum. Yazmak istiyorum, tutukluk geliyor üstüme bazen. Ex'i anlatmak istemiyorum artık. Çocuklarımı, anneliğimi anlatmak istiyorum daha çok. Ama neresini anlatayım bilemiyorum? Hakkını veriyor muyum acaba anneliğimin? Çocuklarıma iyi anne olabiliyor muyum? Bu sorular kafamda. Baktığınızda; işe gidip geliyorum, onları uyutuyorum, oynuyorum, bol bol sarılıp öpüyorum, onları ne kadar sevdiğimi söylüyorum. Onlar yatınca iş çalışmaya çalışıyorum. Arada da kaçamak yapıp keyfime bakıyorum ama bunu haftada maksimum iki defa yaptığım halde (babaları aldığı zaman, yada annem burada iken); suçluluk hissediyorum. Benim kafamda annelik, kafasında sorunları olmayan, takıntısı olmayan, duygularına yenilmeyen güçlü bir anne. Bu anne ne yapar? Çocuklarının eğitimine odaklanır. Her gece okulda öğrendikleri konuları pekiştirmesi için onlarla oyunla karışık tekrar yaptırır. Onların gelişimleri ile ilgili kitap okuyup ona göre davranır. Sorumluluk hissi vermeye çalışır, kurallar koyar. Benim çocuklarımın yaşı tam karakterlerinin oturduğu bir yaş dönemi. Eğer şimdi onlara disiplini, kuralları öğretmezsem, savruk tipler olabilirler mi? diye kafamda kuruyorum. Çok okusunlar, özgüvenli olsunlar ve hayat onları yıkmasın istiyorum. İstiyorum da istiyorum ama bu yazdıklarımın çok azını yapabiliyorum. Bazen her konuda yetersiz hissediyorum kendimi. Bu hayata karşı. Keşke çok sağlam yapıda olabilsem ve hassas duygularımı aldırabileceğim bir ameliyat olsa:)...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
