6 Haziran 2014 Cuma

Yağ Yağ Yağmur Teknede Hamur....


İstanbul'u yine seller götürüyor... Sabah ikizleri bırakırken hava güzeldi, hiç yağmurluklarını yedek koymak aklıma gelmedi. Neyse ki, babaları özlemiş erken alacakmış okuldan güzellerimi de yağmurluklarını da yanında götürecek. Haftasonu ikizler babaların da. Ben de akşam ki programıma katılabileceğim. Hey özgürlük:) İkizlerimi ne kadar özlesem de bazen kendime de vakit ayırmak süper birşey. Melankolik bir hava var ama inanın ki çok mutluyum ve hiç bir şekilde kendimi vah vahlarla üzmek istemiyorum bugün. Gün geçtikçe daha da iyi oluyorum. Keşke bu ayrılma işini daha önce yapsaymışız.İnsanın sevgisi biter mi bunca yıllık insana sen bitirmek için birşey yapmazsın, o zaten yeterince çaba sarfeder bunun için. Yaptığı düşüncesizliklerle, psikolojinin hemen bozulup sergilediği güçsüzlüklerle, sizi hayatınızın zor zamanlarında arkasını dönüp gitmelerle

zaten sizi tüketmiştir. Kalbinizde azıcık bir yeri kaplar artık.  İkizlerimi düşündükçe onların gözlerindeki sevgiyi bana muhtaç hallerine baktıkça , kendine üzülmeye hakkın var mı? Sen annesin ve her zaman ikinci plandasın artık, onların mutlu ve huzurlu bir hayat geçirmeleri için elimden geleni yapmalıyım. Benim iki küçük kedim onlar ve onları çok seviyorum. Her dakika özlüyorum.... Güçlü bekar annelere sevgilerimle...

5 Haziran 2014 Perşembe

Eski Kocanın Defoları-1

Eğer kocanız sizi işyerinde çalıştığı bir vicdansız , ahlaksızla aldattı ise; yapacağınız ilk adım arkanıza bakmadan beş bin tane çocuğunuz bile olsa o şerefsizden kaçmanız. 3,5 yaşında ikizlerimiz varken, onların bakımının ne kadar zor, yükün ne kadar ağır olduğunu (ki ben halimdne memmnunum onlar benim kalbim) bilerek böyle vicdansızlık yapılıyorsa, 5 dakika daha vakit geçirmek, hayatını onunla boşa harcamaktan başka birşey değildir. Ve en önemlisi bu güzel çocuklar böyle bir şerefsizlik ve vicdansızlığı haketmediklerinden, en kısa sürede evi huzurlu, pisliklerden arınmış bir hale getirmek her annenin asıl görevidir diye düşünüyorum. Sen çocukların gece öksürdükleri anda uykundan fırlama hassaslığında iken o yeni evine koltukları gelmemiş derdine düşmüş ise zaten o hiçbir zaman bu aileye ait olmamış demektir. Pedagog ile yapılan konuşmaları telefon ile aktarmama hatta mail ile yazıya dökmeme ve nasıl davranacağımızı anlatmama rağmen, tek bir soruda herşeyi kıçı ile dinlediğini anladığımda, onun aslında bitik bir ezik olduğu da, oh be kurtuldum dedirtiyor insana...Durum böyle iken bir de Pazar günü babalar günü iken, Cuma'dan alacağı çocuklarımızı, ne zaman getireyim diye sorunca da gırtlağına yapışıp sıkmak istiyorum.Tabi bu gereksiz mesaja cevap bile vermiyorum. Her zaman yanımızda olacağını söyleyen, yardıma ihtiyacımız olduğunda hemen yetişebilmek için yakınlarda ev arayan bu gereksiz şahsiyet ilkinde daha bu kadar falso verince de ne mutlu ki Allah'ım bu insan bu evden çıkmış diye dualar ediyorum. Evde kalsa kimbilir başımıza daha neler gelecekti? Şimdi, ayakları üzerinde duran, işinde gücünde çocuklarının başında oturan ve onların en iyi şekilde yetişmesi için her türlü eğitimi ardına koymayan bn çok kıymetli bir insanım. Ve kendimi bu hareketlerimden dolayı çok seviyorum. Sanki onunla ikenki ezik hallerim üstümden dökülmüşte gerçek ben ortaya çıkmış gibi hissediyorum.Allah'ta yüzümü kara çıkarmasın ve daha mutlu günleri çocuklarımla birlikte görmeyi nasip etsin. Tek başına çocuk büyüten, güçlü annlerimize... Sevgilerimle...

4 Haziran 2014 Çarşamba

Tek taşımı kendim aldım tek başıma kendim yaptım...

Neden böyle bir başlık? Çünkü birçok şeyi bu hayatta kendim için ben yaptım.Buna itiraz edecek şimdi hayatımda olmayan kişi beri gelsin. Neden şimdi bu konu...Kendini çok önemli,çok akıllı,egoist,dünyadaki yerinin kimse tarafında anlaşılmadığını aslında çok önemli şahsiyetine yeterli kıymet verilmediğini düşünen gereksiz insan için yazmak istedim bugün. Nasıl olsa bloğumun günlük ziyaretçisi sıfır:) (böylece tam blog yapısına uygun olarak günlük tutmuş oluyorum). Nereden nereye...önceki yaşadıklarını düşününce insan, paylaştıklarını...gün gelipte o insanın hayatına hiç girmemiş olmasını isteyebileceğini düşünmek bunalımındayım aslında. Benim ki de bir çeşit stockholm sendromuydu galiba. Evet biliyorum belki bunca senenin hatırına böyle yazma diye düşünen çok kişi olacaktır, öğüt verenler de beri gelsin. Tek başıma 3,5 yaşındaki ikizlerimle başladığım bu yeni hayatımda daha huzurlu ve güvenli bir ortamda mutlu yaşıyor olduktan sonra geçmişte verdiğim mücadelelerin ne kadar gereksiz olduğunu ben gördüm, ben bilirim. Aslında hayat değerimi düşüren beni korkaklaştıran bir geçmişi geride bırakmışlığın gücünü yaşıyorum. Ve geçmişte bana öğüt veren eski dostlarımı kulak arkası ettiğim ve onlardan koptuğum için de huzurlarınızda kendilerinden af diliyorum...Onlar bu satırları okusalar kendilerini bilirler zaten. Günahda çıkardım işte:) Şimdi artık önümüze bakma zamanı.3 tane bayan ikisi mini mini biri de onlardan az uzun:) Kadınların gücünü kıran tüm erkeklerin kendileri gibi hasta ruhlu kadınlarla birlikte olmalarını diler; geriye kalan biz alınmışlarsa mutlu huzurlu sağlık dolu günler dilerim.... Tek başına ayakta duran tüm kadınlara sevgilerimle.......