Çok enteresan iki üç gün yaşıyorum hayatımda.
Biri var.
Beni uzaktan iki senedir hayranlıkla gözlediğini söyleyen.
Hayallerindeki kadın olduğumu söyleyen.
Bir kere pas vermem için perde arkasından her sabah gidişimi gözleyen,
Akşamları yine perde arkasından benim gelme saatimi bekleyen biri.
Dolu dolu biri.
Hiç hayatımda beklemediğim biri.
Ben iki sene pas vermeyince taşınmaya karar verip, bir de üstüne üstlük evlenecek olan biri.
Acayip bir şey.
Hem de çok acayip.
Bugün bana piyano çaldı. Benim için ilk kez ve son kez çaldı. Bu bir başlamayan şeyin vedasıydı.
Konuşmadı.
Bakıştık, hoşçakallaştık...
Çok acayip birşey...
Anlatamam, anlatamıyorum.
Keşke kapılarımı bu kadar kapamasaydım diyorum.
Başka da birşey demiyorum...
21 Haziran 2016 Salı
19 Haziran 2016 Pazar
TATİLLLL VE BİRİ HAKKINDA..
Ve okullar tatil...
İkizlerle bu hafta birlikteyim. Ben de bir hafta izin aldım. Bakalım bu bir hafta yorgunluktan ne zaman plim bitecek. Acayip hareketliler ve sürekli aktivite yapmak istiyorlar.
İlk günün planı "Kelebek Çiftliği" ziyareti. Beykoz'da. Gezdikten sonra detayları ayrıca paylaşırım.
Bir de birini anlatmak istiyorum burada. Haftasonu tanıştık. Daha önceden de tanışıklığımız vardı ama merhaba, merhabaydı.
İyi ve güzel bir insan. Ama bir anne olarak başlamadan bitirdim tanışıklığı. Korktum. İlişki o kadar kafama yattı ki. Benzer zevklere sahibiz. Sorumlu bir baba. Çocuğu yanında ve bir anne gibi titizlikle yetiştiriyor çocuğunu. Malesef şans veremedim bu tanışıklığa. Başlarsak sonu bizi yaralayacak, O'nu daha çok belki. Çünkü ben artık evlilik ya da ciddi birşey düşünmüyorum hayatımda. Anne olarak çocuklarım büyüyene kadar belki, aklımda yok böyle şeyler. Sorumluluklarım çok fazla, işlerim çok yoğun. Üzerim, üzülürüm.
Yolu açık olsun ve iyi insanlarla karşılaştırsın O'nu.
.
İkizlerle bu hafta birlikteyim. Ben de bir hafta izin aldım. Bakalım bu bir hafta yorgunluktan ne zaman plim bitecek. Acayip hareketliler ve sürekli aktivite yapmak istiyorlar.
İlk günün planı "Kelebek Çiftliği" ziyareti. Beykoz'da. Gezdikten sonra detayları ayrıca paylaşırım.
Bir de birini anlatmak istiyorum burada. Haftasonu tanıştık. Daha önceden de tanışıklığımız vardı ama merhaba, merhabaydı.
İyi ve güzel bir insan. Ama bir anne olarak başlamadan bitirdim tanışıklığı. Korktum. İlişki o kadar kafama yattı ki. Benzer zevklere sahibiz. Sorumlu bir baba. Çocuğu yanında ve bir anne gibi titizlikle yetiştiriyor çocuğunu. Malesef şans veremedim bu tanışıklığa. Başlarsak sonu bizi yaralayacak, O'nu daha çok belki. Çünkü ben artık evlilik ya da ciddi birşey düşünmüyorum hayatımda. Anne olarak çocuklarım büyüyene kadar belki, aklımda yok böyle şeyler. Sorumluluklarım çok fazla, işlerim çok yoğun. Üzerim, üzülürüm.
Yolu açık olsun ve iyi insanlarla karşılaştırsın O'nu.
.
21 Mayıs 2016 Cumartesi
BOXERLA OTURMANIN FERAHLIĞI..
Günaydın, Tünaydın, İyi akşamlar, İyi Geceler...
Çünkü biliyorum ki tüm dünyanın çeşitli yerlerinden bloğumu okuyan var. Biri şu an hangoutstan mesaj atıyor hatta. Kendisi Vancouver'dan bir dost. Selamlar şeker:)
İkilemlerimi az biraz atlattım, mutlu olabileceğime az biraz inandım, hatta bir eşe, erkek arkadaşa, sevgiliye ihtiyaç duymadan yaşanabileceğini özümsedim. Sanki bunlar olmadan mutluluk olmazmış gibi geliyordu ama neden olmasın diyorum artık.
Annem çok genç dul kalmıştı (45 yaşında). Senelerdir yalnız. İlk söylediği bana "Herşey koca demek değil". Bunu söyleyen annem olunca, bir de yaşadıklarına bakınca sustum! Ben mi bilirim O' mu?
Zaman içinde anneme karşı çıktığım birçok konunun aslında O'nun tarafından tecrübe edildiğini ve boş yere söylenmediğini gittikçe anlıyorum. Bazen acı tecrübeyle olsa da anlıyorum işte.
Sonra herkesin hayatına bakıyorum. Hiçbiri birbirinden farklı değil, diziler filmler gerçek değil. Neden bu kadar çok dizi izleniyor biliyor musunuz? Belki biliyorsunuzdur, düşünmüşsünüzdür de bir de ben yazayım:) İlk bunu Aşk-ı Memnu ile farkettim. Benim Ex'in izlediği nadir dizilerden. Bu Aşk-ı Memnu'daki güzel kız için izliyordu.Kendi itiraf etmedi ben de sormadım. ama şunu söyleyebilirim ki, o diziyi izlediğimiz gece mutlaka ... neyse..İşte insanlar hayal kurup, başkalarının hayatlarına bakıp, elde edemediklerine özenip yanındakilerle neyi ne kadar yapabiliyorsa yapıyorlar. Aşk acayip birşey bence. 5 dakika da aşıkta olabilirsin, bir ömür yanında olana olamayabilirsin de... Biz işte o dizidekilere o gecelik aşık olup, o filmlerin bir karesinde gizlice oynuyoruz... Nitekim bundan dolayı diziler asla bitmez. Yalanları yaşamak ne kadar doğru bilemiyorum ama galiba herkes mutsuz, sadece tüketim toplumu olduğumuz için anlık mutluluklarla hayatı geçiriyoruz. Yazık mı? Yazık bence.
Bir soru: Dişlerinizi kahvaltıdan önce mi fırçalarsınız, kahvaltıdan sonra mı?
Subjecte takılmayın, bir arkadaşa göderme olsun diye koydum. Kendisi malum yılların bekarı:):)
Çünkü biliyorum ki tüm dünyanın çeşitli yerlerinden bloğumu okuyan var. Biri şu an hangoutstan mesaj atıyor hatta. Kendisi Vancouver'dan bir dost. Selamlar şeker:)
İkilemlerimi az biraz atlattım, mutlu olabileceğime az biraz inandım, hatta bir eşe, erkek arkadaşa, sevgiliye ihtiyaç duymadan yaşanabileceğini özümsedim. Sanki bunlar olmadan mutluluk olmazmış gibi geliyordu ama neden olmasın diyorum artık.
Annem çok genç dul kalmıştı (45 yaşında). Senelerdir yalnız. İlk söylediği bana "Herşey koca demek değil". Bunu söyleyen annem olunca, bir de yaşadıklarına bakınca sustum! Ben mi bilirim O' mu?
Zaman içinde anneme karşı çıktığım birçok konunun aslında O'nun tarafından tecrübe edildiğini ve boş yere söylenmediğini gittikçe anlıyorum. Bazen acı tecrübeyle olsa da anlıyorum işte.
Sonra herkesin hayatına bakıyorum. Hiçbiri birbirinden farklı değil, diziler filmler gerçek değil. Neden bu kadar çok dizi izleniyor biliyor musunuz? Belki biliyorsunuzdur, düşünmüşsünüzdür de bir de ben yazayım:) İlk bunu Aşk-ı Memnu ile farkettim. Benim Ex'in izlediği nadir dizilerden. Bu Aşk-ı Memnu'daki güzel kız için izliyordu.Kendi itiraf etmedi ben de sormadım. ama şunu söyleyebilirim ki, o diziyi izlediğimiz gece mutlaka ... neyse..İşte insanlar hayal kurup, başkalarının hayatlarına bakıp, elde edemediklerine özenip yanındakilerle neyi ne kadar yapabiliyorsa yapıyorlar. Aşk acayip birşey bence. 5 dakika da aşıkta olabilirsin, bir ömür yanında olana olamayabilirsin de... Biz işte o dizidekilere o gecelik aşık olup, o filmlerin bir karesinde gizlice oynuyoruz... Nitekim bundan dolayı diziler asla bitmez. Yalanları yaşamak ne kadar doğru bilemiyorum ama galiba herkes mutsuz, sadece tüketim toplumu olduğumuz için anlık mutluluklarla hayatı geçiriyoruz. Yazık mı? Yazık bence.
Bir soru: Dişlerinizi kahvaltıdan önce mi fırçalarsınız, kahvaltıdan sonra mı?
Subjecte takılmayın, bir arkadaşa göderme olsun diye koydum. Kendisi malum yılların bekarı:):)
8 Mayıs 2016 Pazar
ACIMA KENDİNE! SAYDIR KENDİNİ!!!
Cumartesileri babaya gider yavrular, pazar dönerler genelde. Anneler günü diye göndermeyeyim dedim ama, cumartesi pazar iki gün bende olunca tek başıma çok yoruluyorum çocuklarla. İş zaten bugünlerde çok stresli. Pazar sabahı getirirsin dedim. 12:00 gibi geldi yavrular. arabada huysuz olan uyumuş, beş karış suratla girdi. "Anneler günün kutlu olsun" u bırak ne bir merhaba, ne bir güleryüz sarılma. Çok kırıldım. Öküz çocukları hazırlamadan getirmiş, ruh halleri karmaşık.Bugün sadece babaanne ve halaları için anneler günü olduğunu sanan iki çocuk.Ex gitti. Tabi ki O'ndan bir kutlama beklemiyorum. Nitekim ayrıldıktan sonra çocuklarım için doğumgününü bile pasta alıp kutlamışlığımız var. Neyse..Eksik kalmasın yavrularım diye. Babalarından uzaklaşmasınlar diye.
Eeee... tepem bir attı. Gider gitmez aradım arkasından. "Yazıklar olsun, ne biçim insan oldun sen. Çocuklar beş karış suratla geliyorlar, ellerine bir çiçek bile vermiyorsun" Çat kapadım. 10 dakika sonra kapı çaldı. Çocukları aldı, markete gidiyoruz dedi. Yavrular ellerinde birer demet karanfille döndüler:) Kapıdan girer girmez de "Anneler günün kutlu olsun" diyerek öptüler beni. Ben de teşekkür ettim ve "Aferin size çocuklarım böyle işte yol yordamı şimdiden öğrenin" dedim. Anlayan anlasın artık..
Eeee... tepem bir attı. Gider gitmez aradım arkasından. "Yazıklar olsun, ne biçim insan oldun sen. Çocuklar beş karış suratla geliyorlar, ellerine bir çiçek bile vermiyorsun" Çat kapadım. 10 dakika sonra kapı çaldı. Çocukları aldı, markete gidiyoruz dedi. Yavrular ellerinde birer demet karanfille döndüler:) Kapıdan girer girmez de "Anneler günün kutlu olsun" diyerek öptüler beni. Ben de teşekkür ettim ve "Aferin size çocuklarım böyle işte yol yordamı şimdiden öğrenin" dedim. Anlayan anlasın artık..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



