13 Aralık 2015 Pazar

AKUPUNTUR

Sonunda...
Bir karar aldım.
"Bitirmek istiyorum" dedim. İçimde.
İki hafta iyi isem üçüncü hafta kötü oluyorum.
Mantıklı düşününce affediyorum, yoluma bakıyorum.
Ama ufacık birşey beni hemen yerle bir ediyor.
Ve birinin tavsiyesi ile bir Çinli'ye gittim dün.
Öfkemi dindiremiyorum dedim.
"Hazmedemiyorsun" dedi.
"Evet, aynen" dedim.
"Öfkeni yoketmeliyiz , öfke insanın içini bitirir. Ama sinirlenmek öyle değil. Sinirlenmek insanı, normal bir duygudur" dedi.
"Bir kaç seans akupuntur yapacağız" dedi.
Hatta; "Ard arda iki üç gün gelebilir misin" dedi.
İşten dolayı pek mümkün değil.
Neyse her cumartesi için sözleştik.
Dün ilk seansımı aldım.
Bu Çin'li uzman, 20 iğneyle yapıyor akupunturu.
Akupuntur'da uzmanlık seviyesini az buçuk belirliyormuş bu.
Üstadı Çin'de..
Çin'deki üstadı sadece bir noktaya iğne batırarak akupuntur yapıyormuş.
20 rakamı da bayağı uzmanlık seviyesiymiş.
Karnıma, bacaklarıma, ayak parmaklarıma, ellerime ve kollarıma konuşurken batırdı ve anlamadım.
Sonrasında biraz muhabbet ettik ve üzerime bir battaniye örttü ve bana "sadece iyi ve güzel" düşüneceksin " dedi. "Ve mümkünse uyu."
Pek uyuyamadım, kafam çok karışıktı, mucize beklediğim için vücudumu dinlemeye başladım. Ayaklarım karıncalandı bir ara, gerildi.
Karnımda birşeyler hareket etmeye başladı, tedirgin oldum, gazdır dedim:)
Sonra sol kolum acıdı. Sağ kolumdakileri tüm seans boyunca hiç hissetmedim.
Ama karnımdaki bir nokta ve sol kolumun üst noktası acıdı.
Seans sonunda konuştuk.
"Acıdı"dedim.
"Çok iyi" dedi. Acıması gerekiyormuş.
Sorunlu yerlerim acıdı. Hazmedemediğim için karnım ve hep yumruk çakmak istediğim için de sol kolum:)
Hafif hissettim kendimi, en önemlisi de "Bitirme" kararı vermiş olduğum için...
Umarım tıkanan duygularım açılır ve yoluma devam ederim. Artık...

29 Kasım 2015 Pazar

KENDİN İÇİN YAP

O'nu mutlu etmek için değil.
Anneni mutlu etmek için değil.
Ya da kardeşlerini, ya da çocuklarını, ya da akrabalarını, ya da arkadaşlarını.
Kendini mutlu etmek için yapacaksın bazı şeyleri.
İşte o zaman neşelenirsin.

22 Kasım 2015 Pazar

ESİN

Kasım ayı...
Bunalım ayı...
Kadın ne yapar bu mevsimde?
Değişiklik ister tabi ki...
Kıyafet, saç, sosyal yaşam...
Ben de iş çantamı değiştireyim dedim. Uzun zamandır kullanmadığım bir çantayı çıkardım sandıktan!
İçinde birşeyler kalmış. Onları temizledim.
Küçük mektup zarflarından çıktı bir tane.
Açtım, okudum.

"Mutlu yıllar canım, seni seviyorum" ESİN...

Düşün, düşün, Esin kimdi acaba, okuldan mıydı, yazlıkta ki Esin mi?
O bana çiçek göndermemişti hiç ama...
İnanır mısınız 10 saniye boyunca Esin kimdi diye düşündüm:)
Sonra yere oturdum gülmeye başladım.
Eşin, eşin, eşin... Ayol
Hani önceden eşin olan o adam var ya, O..
Bu kadar silmişim kafamdam, bir varmış bir yokmuş işte...

9 Kasım 2015 Pazartesi

AHH AHH .. BU ÇOCUKLAR BÜYÜYÜNCE YANDIM BEN!


Sabah çocukları okula bıraktım. Tam kapıdan çıkarken kapıda duran "Güvenlik Amca" beni durdurdu. Geçen gün benim sessiz olarak bilinen- ki bana sorarsanız hiç değil- elemanın vukuatını anlattı. Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim? Olay şöyle gelişmiş:
"Öğle yemeğine inen çocuklar yemekhanede yerlerine otururlar. Yemeğe geç gelen benim çocuk, B ismindeki sınıf arkadaşının yanında başkasının oturduğunu görünce kıyameti koparır ve "ben onunla evleneceğim, çabuk yanından kalk" diye bağrış gürültü  oturan diğer çocuğu kaldırır. Yemekhanede herkes şok. Hele benimki sessiz sakin bilindiğinden öğretmenler , yemekhane görevlileri dumur olmuş.Diğeri zaten çok hareketli. Fırlama olan ne yapsa kimse şaşırmıyor zaten.
Güvenlikteki amca da haftasonu geçmiş unutmamış, koşa koşa peşimden gelip sabah sabah olayı anlattı. Önce güldüm. İşe gelene kadar arabada şapşik şapşik kendi kendime güldüm. Ve sonra...
Ergenlik dönemi, ileriki yaşlar.
Eyvah.. Ben bu çocukla ne yapacağım, ya hep böyle aşk meşk peşinde koşar da okumazsa...
Beni bir telaş aldı, sormayın...