Bazı olaylar, tavırlar konusunda önceden "aaa, yuh, daha neler " ifadesini artık nadiren kullanıyor, ve yargılamamayı öğreniyorum. Herşey insan için, sanki evliyken kapalı kutu ve masum bir olayın içindeymişim de, boşanınca hayatın gerçekleri ile karşılaşmışım. İyisiyle, kötüsüyle. Başka insanların hayatlarına dokunmuşum, dokunmaktayım ve empati kurabilmekteyim. Herkesin bir yaşanmışlığı, kırılmışlığı mutlu olma noktaları varmış. İyi ki kapalı kutumdan çıkmışım. Ne kadar düşüncesiz mişim meğersem, ne kadar başka hayat ve sorunlar, mutluluklar varmış ta kendi hayatımı mükemmel sanıyormuşum? Ve evliyken diğer hayatlara bakıp "yargılıyormuşum", Aslında o zamanlar masum değilmişim, şimdi görüyor ve masumiyeti öğreniyorum. Çocuklarımı izliyorum ve ne görüyorum biliyor musunuz yargılamıyorlar. Hiç bir duruma şaşırmıyorlar, şaşırmaları gerektiğini benden görünce öğreniyorlar. Aynı şekilde ahlak ile ahlaksızlığı, doğru ile yanlışı hep benim ahlaki bakış açıma göre şekilleniyor.Çok yanlış olduğunu farkettim malesef, çünkü benim değer yargılarım var. Toplum içinde varolma savaşında başkalaşmış, hiç bana uymayan davranışlar geliştirmişim. Ve bunları farkedip yeniden şekillendirmeye çalışırken, çok yoruluyorum. Ne yapamayılım çocuklarım için bilemiyorum. Söylediklerime değil de davranışlarıma daha çok dikkat ettikleri bir dönemdeler. Anne olmak çok zormuş gerçekten. Hele bir birey olarak başkalarına örnek olma kaygısının sorumluluğu. İşte ben annemi hep masum görüyorum ya, onlar da beni böyle görsünler istiyorum, beni sevsinler ve hayatlarında kötü giden bir süreçte geçmişte aile içinde yaşadıkları olaylar ve davranışlardan dolayı zorluk çekmesinler istiyorum. Kimse demesin onlara "uzan şuraya da çocukluğuna inelim" diye...
19 Nisan 2015 Pazar
MASUMİYET
Hani Sezen Aksu'nun bir şarkısı var ya "Masum değiliz, hiçbirimiz..." Gerçekten yıllar önceki ben ile şimdiki ben'e baktığımda bazı konularda ne kadar kaşerr (afedersiniz gerçekten bu kelime dışında ne ile anlatırım bilemedim, çoğu insan için ayıp bir anlam ifade etse de bana biraz dinazorluk ifaede etmekte-eskimişiz işte..) olmuşum, olmuşuz.
Bazı olaylar, tavırlar konusunda önceden "aaa, yuh, daha neler " ifadesini artık nadiren kullanıyor, ve yargılamamayı öğreniyorum. Herşey insan için, sanki evliyken kapalı kutu ve masum bir olayın içindeymişim de, boşanınca hayatın gerçekleri ile karşılaşmışım. İyisiyle, kötüsüyle. Başka insanların hayatlarına dokunmuşum, dokunmaktayım ve empati kurabilmekteyim. Herkesin bir yaşanmışlığı, kırılmışlığı mutlu olma noktaları varmış. İyi ki kapalı kutumdan çıkmışım. Ne kadar düşüncesiz mişim meğersem, ne kadar başka hayat ve sorunlar, mutluluklar varmış ta kendi hayatımı mükemmel sanıyormuşum? Ve evliyken diğer hayatlara bakıp "yargılıyormuşum", Aslında o zamanlar masum değilmişim, şimdi görüyor ve masumiyeti öğreniyorum. Çocuklarımı izliyorum ve ne görüyorum biliyor musunuz yargılamıyorlar. Hiç bir duruma şaşırmıyorlar, şaşırmaları gerektiğini benden görünce öğreniyorlar. Aynı şekilde ahlak ile ahlaksızlığı, doğru ile yanlışı hep benim ahlaki bakış açıma göre şekilleniyor.Çok yanlış olduğunu farkettim malesef, çünkü benim değer yargılarım var. Toplum içinde varolma savaşında başkalaşmış, hiç bana uymayan davranışlar geliştirmişim. Ve bunları farkedip yeniden şekillendirmeye çalışırken, çok yoruluyorum. Ne yapamayılım çocuklarım için bilemiyorum. Söylediklerime değil de davranışlarıma daha çok dikkat ettikleri bir dönemdeler. Anne olmak çok zormuş gerçekten. Hele bir birey olarak başkalarına örnek olma kaygısının sorumluluğu. İşte ben annemi hep masum görüyorum ya, onlar da beni böyle görsünler istiyorum, beni sevsinler ve hayatlarında kötü giden bir süreçte geçmişte aile içinde yaşadıkları olaylar ve davranışlardan dolayı zorluk çekmesinler istiyorum. Kimse demesin onlara "uzan şuraya da çocukluğuna inelim" diye...
Bazı olaylar, tavırlar konusunda önceden "aaa, yuh, daha neler " ifadesini artık nadiren kullanıyor, ve yargılamamayı öğreniyorum. Herşey insan için, sanki evliyken kapalı kutu ve masum bir olayın içindeymişim de, boşanınca hayatın gerçekleri ile karşılaşmışım. İyisiyle, kötüsüyle. Başka insanların hayatlarına dokunmuşum, dokunmaktayım ve empati kurabilmekteyim. Herkesin bir yaşanmışlığı, kırılmışlığı mutlu olma noktaları varmış. İyi ki kapalı kutumdan çıkmışım. Ne kadar düşüncesiz mişim meğersem, ne kadar başka hayat ve sorunlar, mutluluklar varmış ta kendi hayatımı mükemmel sanıyormuşum? Ve evliyken diğer hayatlara bakıp "yargılıyormuşum", Aslında o zamanlar masum değilmişim, şimdi görüyor ve masumiyeti öğreniyorum. Çocuklarımı izliyorum ve ne görüyorum biliyor musunuz yargılamıyorlar. Hiç bir duruma şaşırmıyorlar, şaşırmaları gerektiğini benden görünce öğreniyorlar. Aynı şekilde ahlak ile ahlaksızlığı, doğru ile yanlışı hep benim ahlaki bakış açıma göre şekilleniyor.Çok yanlış olduğunu farkettim malesef, çünkü benim değer yargılarım var. Toplum içinde varolma savaşında başkalaşmış, hiç bana uymayan davranışlar geliştirmişim. Ve bunları farkedip yeniden şekillendirmeye çalışırken, çok yoruluyorum. Ne yapamayılım çocuklarım için bilemiyorum. Söylediklerime değil de davranışlarıma daha çok dikkat ettikleri bir dönemdeler. Anne olmak çok zormuş gerçekten. Hele bir birey olarak başkalarına örnek olma kaygısının sorumluluğu. İşte ben annemi hep masum görüyorum ya, onlar da beni böyle görsünler istiyorum, beni sevsinler ve hayatlarında kötü giden bir süreçte geçmişte aile içinde yaşadıkları olaylar ve davranışlardan dolayı zorluk çekmesinler istiyorum. Kimse demesin onlara "uzan şuraya da çocukluğuna inelim" diye...
12 Nisan 2015 Pazar
MİLO ile MİYA
Bu haftasonu ikizlerle bayağı bir gezdik. Pazar günü gittiğimiz bir kır lokantasında tanıştık Miya ve Milo ile. Sahipleri farklı bu köpekçiklerin, türleri de farklı. Biri minnacık , biri de azman! İkizler hep peşlerindeydiler. Tabi azman olanda küçücük hanımefendi Miya nın peşinde. Eh doğanın kanunu, dişi kaçıyor kovalayan binbir çeşit. cüssesine bakmadan:) Küçük olanını, ikizlerden biri tasmasıyla sürekli gezdirdi. Sağolsun sahipleri de çok iyi insanlardı, izin verdiler. Bu arada diğer ikiz de arkasında sürekli "Ben de sürebilir miyimmm" diye geziyordu. Allah'ım sürmek istedi hayvancağızı yaw:) Bu küçük lokantada geçirdiğim keyifli zamanlar bütün negatif enerjimi aldı ve inanın yanımda bir koca eksikliği hissetmedim ve çocuklarımda bir baba eksikliği hissetmediler. Kimse karışmadı bana, yapma diyen olmadı, içme diyen olmadı, "off yoruldum gidelim buradan" diyen olmadı, "beş karş suratla karşımda oturan gene, hiiiç olmadı".
Bu aralar tanıdık tanımadık herkesten duyduğum cümle "Çok güzel bir enerjiniz var, harikasınız" . Hatta bir tanesi toplantıda yeni tanıştığım bri bayandan geldi. Düşünün hele ki bir bayan bir bayana iltifat edecek:)
Anlayacağınız dostlar; kendimi bulma, hayatın tadına varma, ve annemin her zaman dediği "koca herşey değil kızım" anektodlarını yaşıyorum. Allah nazarlardan korusun:) Tık!!! Tık!!! ( tahtaya vurun siz de anacım... okumuş mokumuş inanıyoruz işte netçen...)
26 Mart 2015 Perşembe
KABULLENME AŞAMALARI
Kalk kızım kalk! Saat:06:30...Çocuklar uyanmadan kalk. Gir duşuna hadi!Ohhh sıcacık su. Neeee! Şampuan bitmiş, neyse sabunla hadi.
Kurma kafanda kızım kurmaa!
Bitti geçti işte...
Hadi hayatına bak sen.
Kalk kızım o buz gibi taşın üstünden.
Hadi hasta olacaksın.
Bak şimdi çocuklar uyanacak!
Seni bu halde, ağlarken, görmesinler.
Hadi topla kendini, yıka yüzünü.
Kabullen artık.
Biliyooorummm!
Herşeyin farkındasın tamam at kafandan artık.
Bak kes şimdi ağlamayı, hemen!
Evet aynadaki ne mi?
Acıyorsun!
YAPMA!
İşinde gücünde, çocuklarının başındasın. GÜÇLÜSÜN SEN!
Hadi bakiimm hadiiii.
Yıka şu yüzünü.
Hadi yola devam.
Yeni bir gün başlasın....
Kurma kafanda kızım kurmaa!
Bitti geçti işte...
Hadi hayatına bak sen.
Kalk kızım o buz gibi taşın üstünden.
Hadi hasta olacaksın.
Bak şimdi çocuklar uyanacak!Seni bu halde, ağlarken, görmesinler.
Hadi topla kendini, yıka yüzünü.
Kabullen artık.
Biliyooorummm!
Herşeyin farkındasın tamam at kafandan artık.
Bak kes şimdi ağlamayı, hemen!
Evet aynadaki ne mi?
Acıyorsun!
YAPMA!
İşinde gücünde, çocuklarının başındasın. GÜÇLÜSÜN SEN!
Hadi bakiimm hadiiii.
Yıka şu yüzünü.
Hadi yola devam.
Yeni bir gün başlasın....
22 Mart 2015 Pazar
FINDIKLI KURABİYE
Daha önce tarçınlı havuçlu kek tarifimi okuyanlar, nasıl bir tarif vereceğimi az çok tahmin etmişlerdir.
Bu nişan kurabiyesi aslında. Ex ve sevgilisi için yapıyorum:)
1 kase margarin, cıvık olacak. Aynen aldatan eski koca ve sevgilisi gibi.
1 su bardağı pudra şekeri ( bu benim:))
2 yumurta sarısı (nasıl elde edileceğini bilen bilir, iyice yumurtaları kırıyorsunuz)
Fındık ve tabi ki fındıkları kırmak için fındık kıracağı. Lütfen demirden olsun bu kıracak iyice ezmek gerek fındıkları.
Kabartma tozu, un vs. klasik hamur.
Efendim cıvık margarinin içine bendeniz şekeri katıyorsunuz, o şeker öyle bir ortalığı karıştırıyor ki...O yağlar ortadan kayboluyor. Kırdığınız pardon canını çıkardığınız fındıkları da karıştırıp, iki yumurta sarısını (hayal edin) katıp un ile iyice yediriyorsunuz. Ortaya iğrenç bir karışım çıkıyor. Sakın bunu pişirmeyin, daha da beter olur tadı. Hemen çöpe atın anacım. Bu kadar kırık fındık ve o yumurta sarılarıyla yenmez bu kurabiye...Ağır gelir bize..
Bu nişan kurabiyesi aslında. Ex ve sevgilisi için yapıyorum:)
1 kase margarin, cıvık olacak. Aynen aldatan eski koca ve sevgilisi gibi.
1 su bardağı pudra şekeri ( bu benim:))
2 yumurta sarısı (nasıl elde edileceğini bilen bilir, iyice yumurtaları kırıyorsunuz)
Fındık ve tabi ki fındıkları kırmak için fındık kıracağı. Lütfen demirden olsun bu kıracak iyice ezmek gerek fındıkları.
Kabartma tozu, un vs. klasik hamur.
Efendim cıvık margarinin içine bendeniz şekeri katıyorsunuz, o şeker öyle bir ortalığı karıştırıyor ki...O yağlar ortadan kayboluyor. Kırdığınız pardon canını çıkardığınız fındıkları da karıştırıp, iki yumurta sarısını (hayal edin) katıp un ile iyice yediriyorsunuz. Ortaya iğrenç bir karışım çıkıyor. Sakın bunu pişirmeyin, daha da beter olur tadı. Hemen çöpe atın anacım. Bu kadar kırık fındık ve o yumurta sarılarıyla yenmez bu kurabiye...Ağır gelir bize..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)