13 Mart 2015 Cuma

ETİKET ÖNYARGISI

Yeni ayakkabı aldığınızda altında etiketi olabilir!
Lütfen o beyaz etiketleri sökün!
Sökülmüyorsa, süngerle çıkarmaya çalışın.
Olmadı tel ile kazıyın!
Lütfen!
Çünkü, çok kötü duruyor.

Ben böyle birini gördüğüm zaman  kendine özen göstermeyen birini görüyorum sanki. Belki abartmış olabilirim, Önyargılısın! diyebilirsiniz ama ne yapayım, o beyaz etiketi görünce tanıdık tanımadık kim olursa , O'nu ters yüz edip ayakkabısının altındaki etiketi kazımayı hayal ediyorum. Batıyor, hem de aacayip. Manyak mıyım nedir?

8 Mart 2015 Pazar

HUYSUZ İHTİYAR

Şu an nerde miyim? İnanın ben de bilmiyorum. Check-in de acayip bir yeri gösteriyor ama Riva'ya çok yakın olduğumu anlıyorum. Berbat bir sabahtan sonra çok değişik bir yerde olmanın rahatlığını ve kimsenin beni tanımamasının verdiği huzuru yaşıyorum.
Polonezköy'e gelmeden bir yola saptım ve yoluma yüzlerce köpek çıktı, çok acayiptiler. Ve her tarafta derma çatma köpek kulübeleri vardı. Ve hepsinin üzerinde "HUYSUZ İHTİYAR" yazıyordu.


Çok bozuk yollardan devam ettim yoluma, iki köyden geçtim. Eski evler, köy yumurtaları. Daha sonra Mustaf Şevket köyünden Riva tabelasını takip ettim. Ve sonra nereye mi geldim. 5-6 arabanın durduğu Mola Rest. yazan yere. Kuruluş 1986. Acayipti. Etrafta in cin top oynuyordu. Ama kuruluş 1986. Kurulduğu zaman muhtemelen yolu da yoktu. Ama içeride gayet üstü başı düzgün, önde son model arabaların durduğu bir yer. Muhtemelen modelcilerin yeri.  Girdim ve bu yazımı yazdım, sade bir kahve içtim, biraz bal yedim.


6 Mart 2015 Cuma

NE BİLEYİM .. BU SEFER BULAMADIM BAŞLIK .. "ÖYLESİNE" OLSUN ..

Bu akşam yazasım var. Yazıp ta yatasım var:)
Kafam çok meşgul, sıkıntılı bu aralar.
Eee bu blog niçin anam? 
Kendim için!!!, içimdekileri yazıp rahatlamak için. 
Öyle başladın ya bu blog hayatına.. 
Kalem defter ile günlük tutacağıma, bilgisayarda yazayım dedim. 

Bundan dolayı, bu yazı beğenilir mi, bu yazı gider mi falanı da filanı da cık , bana uymuyor. Yazamıyorum o zaman. Rahat olamıyorum.

Neyse bu akşam melankoli gecesi. Geleceği düşünüp korkuyorum. Ya bana birşey olursa, çocuklarım ne olur? Ex'in bir küsüp bir barıştığı arafta kaldığı sevgilisi ile O'nun ellerine mi kalır çocuklar? Kafamda kuruyorum, Nasıl olur? Ex'in anne ve babasını sevdiğimi daha önce yazmışımdır, onlar ilgilenirler mi acaba? Baba tarafında iken çocuklar, benim ailemle çocuklar arasına mesafe girerse.. Offff. Anlayacağınız şunu diyebilirim. Boşanmadan belli bir süre sonra (şu an yaklaşık 1 sene olacak), Ex'i değil de üzerinizde yarattığı sıkıntıyı, rahatsızlığı ve üzüntünün etkilerini hesap edip böyle şeyler düşünüyorsunuz. değil mi? Bir tek ben mi düşünüyorum yoksa. 
Neyse...
Hep Allah'a şöyle dua ediyorum "Lütfen Allah'ım çocuklarımın başından beni eksik etme". Amin...

MELANKOLİ

"Kendi çölüne yollandığında, kim kurtulabilir kırbaçlanmaktan?" Hamlet...

Düşündüm, düşündüm,tekrar okudum tekrar okudum. Evet ya dedim. Kendi kendime kalınca niye hep kendimde bir hata arıyorum, suçluyorum kendimi. Adam söylemiş bilmem kaç yüzyıl önce. Ben daha yeni keşfediyorum.
Aslında Freud melankoliyi tanımlarken hastalık olarak niteliyormuş. Ama insanın kendini keşfetmesine giden yolun da bu olduğunu söylüyor. Ve diyor ki "kendini tanımak ile kastettiğimiz bilgiye oldukça yaklaşmış sayılır, o zaman bizim de aklımıza insanın böyle bir bilgiye ulaşması için neden hasta olması gerektiği gelir". Evet.. beyle işte... Bu aralar Freud'a taktım. Anlıyor muyum? Cık. On kere okuyorum bir cümleyi:)
Belki bunu bile anlamamışımdır. Çalış beyin, kullanılmayan hücreler çalııışşşş...